Cuma, Ocak 08, 2016

sar

9 yıldır tutuyormuşum bu günlüğü. birkaç yıldır yazılarım gittikçe seyrekleştiyse de bu blogun benim için önemi büyük. yazdıkça sağaldım. sağaldıkça kendime yaklaştım. şimdi arada eskiden yazdıklarıma dönüp bakınca içimde incecik bir hatta ilerleyen uzun bir sızlama hissediyorum. hayır benzetme filan yapmıyorum. fiziki olarak o acının oradan geçtiğini hissediyorum. geriye dönebilsem en çok kendime sarılırdım diyorum.

kimseyle konuşamazken bu bloga dökmüşüm içimdeki çamuru. o çamurun beni boğmakta olduğunu kimse görmemiş ama neyse ki boğulmadan kurtulmuşum. iyi ki oğlumu doğurmuşum. yoksa asla açık açık "yardıma ihtiyacım var" diyemezmişim. gerçekten mecburiyetten iyileşmeye çalışarak başladı bu süreç. ama iyi ki de başlamış. mecbur olmasaymışım ne kadar devam edebilirmişim nefes almaya bilemiyorum.

şimdi içimde yüzlerce kelime var bir yerlere akıp giden. akıp gittikçe beni de peşlerinden sürükleyen. biter mi bilmem, başkaları görür mü bilmem. yine de akıyorum onlarla birlikte. sağalmaya ve kendime yaklaşmaya devam ediyorum.

son 3 yıl müthiş bir mücadeleyle geçti. tanıdığım insanlarla birlikte hayatım çok değişti. önceden tanı-ş-tığım insanları tanıdıkça da ben değiştim. iyi ki de değiştim. hayat asla yoluna giren, yolunda giden bir şey değil, bunu öğrendim. bundan rahatsızlık duymamayı. yolun hep patika olduğunu, nereden geçmekte olduğunun kestirilemeyeceğini filan işte... dediğim gibi iyi oldu... bilmediklerimi öğreniyorum, bildiklerimi unutuyorum, öğrendiklerimin yanlış olduğunu fark edip tekrar öğreniyorum... öyle bir döngü içinde bir batıyor bir çıkıyorum. ama iyidir, iyi oluyor, iyi geliyor. bazen batmak bile iyi geliyor. yaşadığımı hissediyorum.

eski dostlarımı hep ve hala çok seviyorum. varlıklarına şükrediyorum. iyi ki diyorum. yeni dostlarıma şaşırıyorum. hala ve inatla gelmeye devam edebiliyorlar diye seviniyorum. ve elbette yine yine yine şükrediyorum. giden dostlara eskisi kadar üzülmüyorum, gidişleriyle maceralar katanlara ayrıca teşekkür ediyorum, vay be...

zaman geçiyor işte. yaş alıyoruz. yaşlanıyoruz ve bundan utanmıyoruz. hayata dahil olmaya, onu içimize katmaya çalışıyoruz. iyidir ya, iyi oluyoruz.

1 yorum:

infantulus dedi ki...

Sar deyince cep telefonu radrasyon degeri aklima geliyor...tel sarar kizim tel sarar tekerlemesi de var.lasedi sarmak,.,en guzeli sarilmak.,yaralari sarmak...sarimsak var,antiboyotik...sari gunes rengi..sarlokholmes demek belki sar...sar virusu mu vardi..sarsinti var,ama sar ,battaniyenin sarmasi gibi..hangi sar,bilinmez,birkaci da olabilir...sar'emlar,sar'giler,sar'licakla kaliniz