Cumartesi, Ocak 26, 2013

ön


Hayat sürekli öğrenilen ama asla durağan olmayan, durmadan değişen bir "şey". Bazen bu dinamizmin içinde daha önce öğrendiklerimin nereye gittiğini merak ediyorum. Çoğunlukla şaşırıyor, yaşama biçimimi, bildiklerimi silmeden ve yenilerini ekleyerek revize etmeye çalışıyorum. Bu konuda herkes kadar beceriksizim. Yine de çaba gösteriyor olmaktan mutluluk duyuyorum.

Çocuğu olan o kadar az (ama gerçekten az) arkadaşım var ki bebeği (ATK) ve onunla gelen değişim dalgasını çok fazla karıştırmak istemiyorum sohbete (elimde olmadan dönüp dolaşıp ATK'yı anlatsam da isteğim bu :)). Bundan sıkılabileceklerini ve bunun çok insanı olduğunu düşünüyorum. Buraya yazmak da onun gibi. Üstümde sürekli kendi önyargılarımın tedirginliği...

Ama yapacak bir şey de yok gibi. Hayatımın ağırlık merkezi bir anda "laaaaak" diye değişmişken ve bundan deli gibi mutluluk duyarken başka türlüsü mümkün mü zaten?

Salı, Ocak 08, 2013

n

herkes kadar kötüyüm,
          herkes kadar kibirli ve küstah;
daha kaba, düşüncesiz
          ve herkesten biraz daha umursamaz...
kendinden sorumlu bir sorumsuz,
hem hırsız hem de arsız
yalnız başına,
          yapayalnız...

yine

Hayat gerçekten zor bazen... Zafer kazandığına, her şeyin geride kaldığına, nihayetinde "...ve sonsuza dek mutlu yaşadılar" kısmınına geldiğine ikna olmuşken başa dönme ihtimali çok ağır...

Ne kadar soğukkanlı olursan ol, ağlamamak çok zor bazen... Tüm neşeni ve bildiğin tüm şakaları bir anda kaydetmek ve telefonun bir ucunda herhangi bir kelime bulamadan sessizliğin içine düşmeye başlamak...

Umutlu olsan da anlatabilmek mümkün değil  ve karşında kıpkırmızı gözlerle oturan dev bir adam varken, sen dünyayla birlikte gittikçe küçülürken hayatı sorgulamamak elde değil bazen...