Cuma, Haziran 17, 2011

gri

yağmurlu gecelerin ardından her defasında aynı şeyi yapıyorum, kaldırımda yürürken ayağımın altından gelen çıtırtı sesleriyle irkiliyorum.

yağmuru görünce güneş gören ingilizler gibi kendilerini sokaklara atan ufacık sümüklü böcekleri kaldırım taşlarının üzerinde seçmem neredeyse olanaksız. fazla griler, fazla beyazlar ve sabah o saatte gördüklerim fazla küçükler. çıtırtıları duyunca yola iniyorum, asfaltta durum farklı değil, yere baka baka, ezilmelerine mümkün mertebe engel olmaya çalışarak yürüyorum.

bu sabah çimenlerin arasından geçen yolu farkedince mutlulukla oraya koşturdum. ses yok, dışımdan "nihayet küçücük böcekleri ezmeden güne başlıyorum" dedim -ne kadar da hassasım. içimden, çimenlerde ezilen sümüklü böceklerin seslerini duymadığıma sevindim.

vicdansızlığımı seveyim, gittikçe memleketime benziyorum. çimlerde yürüyünce ses yok, üzerine düşünecek dert yok -hala ne kadar da hassasım.

Hiç yorum yok: