Pazartesi, Ekim 25, 2010

r

seninle konuşmayı seviyorum; konuşmalarımı kayıt altına almayıp, meselenin özünü hep hatırladığın için...

insan doğasının en nadide parçası yırtıcılığı bir kenara bırakıp, yanıma geldiğinde içimdeki o kötü şeyler geçmese de hakikaten yanımda olmak istediğini biliyorum. ve bunu bilmek benim için yavaş ama çoook derin bir değişimin başlangıcı oluyor her seferinde. dinleyip hakikaten merak edişin... soruşun ve hiçbir şey sormaman gerektiğinde sessizce kenara çekilişin... bunların hepsi neden yanında olduğumu unutmamamı sağlıyor. birçok şeyi unutmayı, bazı şeyleri hiç hatırlamamayı seçtiğim halde seni neden sevdiğimi ve sevmekte olduğumu bu yüzden aklımdan çıkaramıyorum herhalde.

yanında konuşuyor, susuyor, ağlıyor ya da gülüyor oluşum hiçbir şeyi değiştirmiyor. bundan o kadar eminim ki test etme ihtiyacı duymadan her türlü ruhi değişimimi hem sen varmış hem de yokmuşsun gibi o an kendimi kısıtlamaksızın seriveriyorum ortaya. rahatlamıyorum. gerilmiyorum da. her şey kaldığı yerden, değişmeden devam ediyor işte.

her şey değişiyor ama yine de hiçbir şey değişmeden devam devam ediyor "bu"

diyecek pek bir şey yok.

zaman geçer...

Hiç yorum yok: