Çarşamba, Ekim 27, 2010

the end

seni affettim. çok şükür yoktun ve ben seni sadece "içimden" affettim.

kendi kendine oldu her şey. o uzun yolu yürürken birden çözülüverdi içimde bi şey. yapmadın, yapmadım, yaptın ve yaptım. sonra çözüldü içimde her şey. bu kadar kolay oluşuna bile şaşırmadım. hiçbir şey olmamış, onca nefret içime dolup, gözlerimden taşmamış gibi başa döndüm. durdum. herhangi birinden farksız olduğunu gördüm.

yollarımız kesişmemek üzere ayrıldığında içimde ne acı ne de öfke vardı. insan hisssizlikten ölür mü bilmiyorum ama ben hissizlikten ölmek üzereydim. zaman geçtikçe, zaman hissizliği küflendirdikçe nefret, acı ve çaresizlikle dolmaya başladım. insanın kendini acısına bağımlı kılması ne fena şey. ben onca sene çaresizliğime yaslanıp öyle ayakta kaldım. ve geçtiğimiz onca seneyi içimde başedemediğim bir karmaşayı sarıp sarmalamakla geçirdim. sonra bir gün, yolda yürürken, sara sarmalaya sahip olduğum koca paçavra yığınını çöpe attım.

özetle; bitti, seni affettim.

4 yorum:

Pırıltılı cadı dedi ki...

hafifledıgını dusunuyorum, sevgiler..

sherlotte holmes dedi ki...

kesinlikle...
:)

sagittarius dedi ki...

http://fizy.com/#s/1240rd

özet...

sherlotte holmes dedi ki...

"en özet" özet hem de..