Çarşamba, Temmuz 21, 2010

bık!

yo-rul-dum! şu beynimin içinde büyüdükçe büyüyen ve benim sürekli gizlemeye çalıştığım bıkkınlıktan hakikaten yoruldum. geleceğe dair umudu, beklentisi filan olmayan bi insandan ne beklenirse ben de aynen onu sunuyorum çevreme, huzursuzluk, boş laf, depresif ıvır zıvırlar. ne gereksiz... oysa eskiden böyle miydi? evet, böyleydi aslında. kimi kandırıyorum?

Salı, Temmuz 20, 2010

ya2

her gün biraz daha iyi. nasıl böyle oluyor bilmiyorum ama halloluyor işte. misal ona kızgınlığımın geçtiğini görüyor ama hala sevmediğimi fark ediyorum. bu iki duyguyu birbirine karıştırmayınca neyin ne olduğundan emin oluyor, vedalaşıyorum. geçip gidiyor, umrumda bile olmuyor.

sonra, umrumda olan şeyleri kafamda hizaya sokabiliyorum. gerisinin kıçına tekmeyi basmak çok kolay olmasa da bunu da biraz biraz başarıyor gibiyim... hakikaten umursamadığım şeylerin etkileri ni de tepkileri kadar düşünmemeyeuğraşıyorum. uğraş vermek işe yarıyor. insan her zaman kendinde uğraşacak istek bulamasa da uğraşmak işe yarıyor...

bilmiyorum, dediğim gibi her gün biraz daha iyi ve ben sadece böyle gitsin diye uğraşıyorum.

Cuma, Temmuz 16, 2010

y.a.

bi şey oluyor, bi şey kafama takılılıyor sonra hemen kırmızı düğmeye basıp durduruyorum.

"bunun bi sebebi var. yani aslında yok ve sen olmadığını biliyorsun. ve bu durumda bunun bi sebebi var, önüne geçebilirsin. oldu, bitti ve hepsi geride kaldı" diyorum ve geçiyor...

toparlıyorum, toparlarım.

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

DNA

İki kitaba ulaşmaya çalışıyorum yıllardır ama bulamıyorum bi türlü.

Douglas Adams "Kutsal Dedektiflik Bürosu -Dirk Gently's Holistic Detective Agency" ve "Ruhun Uzun Karanlık Çay Saati - The Long Dark Teatime of the Soul"


Bu kitapların Türkçe baskıları yok o yüzden eski olur, fotokopi olur elinde olan varsa iletir mi acaba bana? Ha Türkçesini bulamadık İngilizce de olur... Ama ne güzel olur var yaaa...

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

hyt

hiç bu kadar anlamsız olmamış ve anlamsızlığı bu kadar desteklenmemişti...