Cuma, Nisan 16, 2010

şer /ef/ siz

sinirlenince bir yerlere vurup kıranları filan psikopat sanırdım (ki belki de hala buna inanmalıyım). ama bugün anladım ki, bu gerçekten ulaşılamaz bir nokta değil. şu normal, sakin, saygılı halinizin bir adım sonrası cam bir masayı fırlatıp atmak, cama/duvara/kapıya yumruk atmak olabilir.

insanın bu isteğin taaa yüreğinden, ciğerinden kabardığı o anda kendisini tutması öyle zor ki, bir daha böyle olursa kendimi durdurabilecek miyim bilmiyorum. durdurmak ister miyim onu da bilmiyorum.

bu dakikada içimde sadece bir ihtimale dönüşmüş olan kollarımın altındaki masayı yumruklaya yumruklaya yerle bir etme arzusu hakikaten sinirlenince sigara içmek gibi sanırım. hayır aslında sinirlenince sigara içmek değil, durdurulamayacak bir şey gibi işte frenlerin tutmadığı bir yolda, yokuşun sonundaki eve toslamak gibi. çarpacaksın ve bitecek, artık daha hızlı gitmeyeceksin, ne olacaksa olacak işte.

şu anda kulağımda sesini sonuna kadar açtığım bir şarkı, kaiowas, diyor ki "ya kendini kes ya da onları. git yık her yeri, her şeyi paramparça et, deli gibi bağır, sesin kısılana kadar bağır, git kus üzerilerine, git sık boğazlarını, git at kendini en yüksek binadan, git bir mektup bırak geride 'beni siz delirttiniz' diye, git bildiğin her yoldan zarar ver bu suistimalcilere... git bir tüfek bul, git bir ateş bul, git bir zehir bul... git yeter ki daha fazla devam etmesine izin verme."

duruyorum ben de. hiçbir yere yumruk atmadan, küfretmeden, sulanmış beynimle duruyorum. aptal gibi, olmayacağını bile bile, biri beni kurtarsın diye bekliyorum.

Hiç yorum yok: