Cuma, Mart 05, 2010

yum

bir şey hissediyorum. "bunu böyle hissetmemeliyim" diyorum. içimden geçen huysuzluğu yakışıksız buluyorum. şımarık olduğumu düşünüyorum. ama bunların hiçbiri hissettiğim şeyi değiştirmiyor.

huysuz hissetiyorum. alınganlaşıyorum. bir sürü beklentiyle yükleniyorum, sebepsiz. beklentilerimi yaratan ben olduğumdan, bunların şımarıkça olduğunu düşündüğümden kimseye bir şey demiyorum. ama yine de kendi kendime oluşturduğum bir sürü beklenti kaybolup gidince kırılıyorum.

sonra bu kırgınlığın manasızlığını düşünüp öfkeleniyorum. öfkem kırgınlığımı örtecek kadar ilerleyemiyor. üzülüyorum. bazen bu kadar çocuk, bazen bu kadar şekilci olduğuma üzülüyorum. çelişkiler yumağına dönmüş aklımı çözemediğimden daralıyorum.

kendimi anlamıyorum. karşımdaki kim olursa olsun aklımı, beni anlayamazmış gibi geliyor bu yüzden. bu noktada ergenlik bunalımlarından bir adım ilerde duruyorum -neyse ki. "kimse beni anlamıyor, niye böyleler?" değil, "çözemiyor ki garipler, ben niye böyleyim?" diyorum.

dün de dedim...

yoruluyorum...

Hiç yorum yok: