Perşembe, Temmuz 02, 2009

lif

filleri seviyorum ama göğüs kafesime oturanla bir türlü anlaşamadım. nefes almama izin vermiyor ama öldürmüyor da. kaburalarımda bir acı. sırtımda bir ağrı. azıcık oksijen ve şişmiş boyun damarları. tatsızlık kötü bir şey işte.

hemen yanına koşmak istiyorum o zaman ama hayat gailesi dediğimiz bu şey işte... akşama dek doğru düzgün nefes alamadan, kaburgalarımdaki acıyla bekliyorum. akşam bir an önce kavuşmak için evimize varmayı bekleyemeden seni yarı yolda indirip, ben de yolu yarılayıp ellerimi ellerine bırakıyorum. fil koca kıçını kaldırıyor azıcık da olsa.

acı sızı devam ediyor ama en azından nefes alabiliyorum artık. sabaha dek gelmeyeceğini bildiğim file uzaktan nanik yapıyorum. hala yarın sabaha kadar vaktim var. var olan vaktin tadını çıkarıyorum...

Hiç yorum yok: