Pazar, Haziran 21, 2009

bugün...

babalar günün kutlu olsun canım annem. bu kutlamayı yer yüzünde en çok kimin hak ettiğini tartışmam bile. hiçbir kadın ve dahi hiçbir erkek senin kadar kuvvetli, güçlü ve gerçek bir baba olamazdı. bana hep onu anlattığın, beni hep onun seveceği gibi sevdiğin için nasıl teşekkür etmeliyim bilmiyorum.

biz birbirimizi herkesten çok ve kimsenin anlayamayacağı bir dilde severiz. her dakika kucak kucağa oturmadan saçlarımızı okşar, ses etmeden kollar ve hissettirmeden sarılırız. biririmizi sadece bizim anlayabileceğimiz bir dilde anlar ve anlatırız. anlaşamadığımızı sandıklarında bile biz yine ancak "birbirimizi" anlarız.

biz kendimize alıştırmak istemeyiz. her ortamla bütünleşir, tüm akıllarda kalır sonra özletmeyek kadar çabuk ve hızlı gideriz. babam gibi. her şey bize bıraktığı o kısacık zamandaki azıcık anı gibi olsun isteriz. belki bu yüzden bazen birbirimizi unutalım isteriz. beceremeyiz ama deneriz. her anımızı birbirimizi kaybetme korkumuzla boğmadan ve endişeye kapılmadan geçirmeyi denerizç bu yüzden hayata hem güven duyar hem de her an temkinli davranırız. bunlar bir işe yarasa da yaramasa da biz ancak birbirimizi sever, özler hem yoklukta hem de varlıkta kabulleniriz.

geride bıraktığım yirmi altı yılın en güzel kısımlarını annem ama en çok babam olabilmiş sen yarattın. her seçimimde, her vazgeçişimde, bildiğim ve öğrenmeye çalıştığım her şeyde arkamda durduğunu hissettim. bugün kendime kurduğum küçücük yuvamın en güzel yanlarını yine senden öğrendiklerimle oluşturdum. babasız büyüdüğüm halde bir babanın nasıl olduğunu-olacağını-olması gerektiğini senden öğrendim. bundan sonrasında olabilecek en iyi baba ile tanıştım, onu sevdim... o da beni sevdi... güzel ailemden sonra güzel bir aile daha kurabilmeyi babam olmayı başarabilen senden öğrendim canım annem...

babamın vefatını öğrendiği anda "vah" çeken küçük beyinlilerle öğrendim aslında yokluğu. o ana dek sen hep onun varlığına inandırdın beni. yani o küçücük çocuğa babasızlığını anlatan bu kocaman ve çirkin dünya oldu. bu çirkin dünyadaki o aptal insanlar "yazık"larıyla birleştirebildiler ancak adımızı. merhamet güzeldir ama acıma ancak karşındakinin aciz oluşuna inanmakla oluşur. bu yüzden o "yazık"lar ancak onların hayatlarının özeti olacak... benim hayatımıysa onların asla sahip olamayacağı minicik dev bir kadının ışığı ve gölgesi renklendirecek... neyse, unların hiçbir önemi yok şimdi.

seni sadece tanımakla kalmadığım, parçan olduğum, yavrun, kuzun, canın olduğum için duyduğum gurur insanları tanıdıkça artıyor. yaşıyor, ayakta kalıyor, düşsem de ayağa kalıyor hatta koşuyorum... ben senin kızınım... ben senin iki kere kızınım... sen benim on kere hem annem hem de babamsın...

sana anneler günü yazısı yazarken ne kadar zorlandıysam, nasıl anlatacağımı bilemediysem şimdi o kadar kolay döküldü kelimeler. sen annem oldun ama daha büyük çabayı varlığını unutamayacağım bir güzelliğin yerini unutturmadan doldurmaya çalışlarak harcadın. seni seviyorum, seni çok seviyorum...

2 yorum:

Basak dedi ki...

Şanslı bir insansın Sherlotte. dileğim ülkemde böyle annelerin çoğunluk haline gelmesi.. O zaman bu ülkede bir şeyler düzelecek, eminim...

sherlotte holmes dedi ki...

umut etmenin ve değişime inanmanın sebebi böyle apaçık ortadayken... umarım basak... ve hatta inanıyorum ki öyle olacak...