Salı, Nisan 28, 2009

Uzun İhsan Efendi...

İhsan Oktay Anar kadar hayal ve gerçek

27/04/2009

Yazar İhsan Oktay Anar'ın hayranları önceki gün Santralistanbul'da çocuklar gibi şendi. Anar etkinliğinin en çok ilgi gören bölümü kuşkusuz Anar'ın roman karakterlerinin ünlü karikatüristlerce yapılan insan boyutundaki çizimleri ile Hande Şekerciler'in hazırladığı oyuncak modellerin de yer aldığı sergiydi



BURCU AKTAŞ
İSTANBUL - Tarih kadar hayal, rüya kadar gerçek... Bu cümle önceki gün santralistanbul’da yapılan İhsan Oktay Anar sempozyumunun başlığıydı. Akın Tek mimarlığında İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü tarafından düzenlenen ve başlığıyla müsemma sempozyum birçok İhsan Oktay Anar müptelasını bir araya getirdi. Bezmârâ’nın Anar edebiyatının melodisine uyan dinletisiyle güne başlayan sempozyum oldukça kalabalıktı. Tek salonun yetmemesi üzerine kurulan sistem ile etkinlikler ikinci bir salondan takip edildi. İhsan Oktay’ın ortalarda pek görünmeyen, söyleşilerine rastlamadığımız bir yazar olmasının, okurlarının onunla ya da edebiyatıyla ilgili en ufak bir bilgiye ulaşma merakının bundan etkisi olsa gerek. Yazdıkları kadar hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı bir durum söz konusu İhsan Oktay Anar için de. Sempozyumda özellikle Ahmet İnam tarafından altı çizilen bir konuydu bu ve okurları tarafından da sık sık onaylandı. Dili, üslubu ve tarihe bakış açısıyla Türk edebiyatında farklı bir yer kaplıyor, romanları yayımlanır yayımlanmaz elden ele dolaşıyor fakat kendisi hakkında ufak bir bilgiye ulaşmak kitaplarına ulaşmak kadar kolay olmuyor. Sempozyuma gelenler için bir profil çizecek olsak, İhsan Oktay Anar’a dair bir şeyler öğrenmek isteyen, onun muhayyel olmadığını bir kez daha gözleriyle görmek için gelen müptelaların çoğunlukta olduğunu söyleyebiliriz. Belki de bu yüzden her etkinlik çıt çıkmadan, katılımcıların dikkat kesildiği bir şekilde takip edildi.

‘Abi, İhsan Oktay varmış’
Sempozyumda en ilgi çeken şüphesiz sergiydi. Metin Üstündağ’ın küratörlüğünde, usta çizerler tarafından hazırlanan yirmi beş roman karakterinin insan boyutundaki kopyaları, serginin dikkat çekici işlerini bir araya getiriyordu. Çay-kahve arasında kalabalıklaşan sergi alanında roman karakterleriyle hatıra fotoğrafı çektirenler bile vardı. Alibaz’dan Kalın Musa’ya, Arap İhsan’dan Neva’ya ve Tagut’a nevi şahsına münhasır Anar karakterleri can bulmuş. Selçuk Erdem, Can Barslan, Erdil Yaşaroğlu, Metin Üstündağ, Kenan Yarar, Galip Tekin, Latif Demirci gibi çizerler İhsan Oktay Anar karakterlerine can vermiş. Çizerlerin yarattığı karakterler Anar’ın ince mizah anlayışından da izler taşıdığı için oldukça başarılı. Çizerlere yol gösteren eskizler de sergide yer alıyor. Anar’ın çizimlerinin yanına yazdığı notlar yazarın kendi hayalindeki karakterleri açığa çıkarıyor. Kimi karakterini mistik kimisini içe dönük olarak tanımlamış, kimisinin de ne giydiğine kadar belirlemiş: başında namaz takkesi Anar’ın el yazısını gösteren bir diğer iş, yazarın Efrasiyâb’ın Hikâyeleri adlı öykü kitabının taslakları. Sarı sayfalara kurşunkalem ile yazılmış, bazı cümlelerin üzeri fosforlu kalemler ile çizilmiş. Anar müptelaları bu taslakların başından eksik olmadı. Kendi aralarındaki muhabbetleri, heyecanlarını gösteriyordu: “Abi, sonunda yaşadığına dair bir kanıt gördük, İhsan Oktay Anar varmış.”
Hande Şekerciler’in hazırladığı oyuncak modeller de görülmeye değerdi. Şekerciler, Uzun İhsan, Kubelik ve Eflatun karakterlerinin modellerini yapmış. Kitab-ül Hiyel romanındaki Debbabe, Yılan ve Tahtelbahir adlı makinelerinin maketleri yazarın kitabındaki çizimleri gerçek dünyaya taşıyor adeta. Deniz Yavuz’un hazırladığı Fotoğraflı Düşler Atlası ise Puslu Kıtalar Atlası’nda geçen mekânların fotoğraflarını kitaptan paragraflar eşliğinde sunuluyor. Mihel kapısı, Valide Han, Arap Camii, Galata mekânlardan sadece birkaçı. Fotoğraflar İhsan Oktay Anar’ın bahsi geçen kitapta yazdığı bir cümleyi hatırlatıyor: “Konstantiniye uyuyan bir devin gölgesi gibi mehtabın altına uzanmıştı.” Video-art çalışması olarak ise Eflatun’un Yolculuğu, Debbabe- Kılıç ve Devir Daim Makinesi’ni izlemek mümkün.
Puslu Kıtalar Haritası kolaj çalışması ile başlayan serginin önemli işlerinden biri de Amat’ın Seyir Hattı ve Seyri Boyunca Mevki Adları Olay Noktaları (1670 Şubat Mart). Konstantiniye’nin Kasımpaşa’dan Navarin’e yolculuğunun her durağı harita üzerinde rahatça görülüyor. Haritanın altında Anar’ın kalyon çizimlerini de görmek mümkün. Anar’ın izlerini taşıyan sergi baştan sona gezildiğinde Sevinç Altan’ın çiziminde omuz omuza oldukları gibi Uzun İhsan ve Anar’ı bir araya getiriyor.
Sergisi 29 Nisan’a kadar Santralistanbul E3 binasında.


‘İhsan’dır Oktay’dır Anar’dır başımın üstünde yeri vardır’
* Murat Belge, İhsan Oktay Anar’ı sırları ve gizleri olan bir yazar olarak tanımlarken, Ahmet İnam, Anar’ın dünya kurma çabasına dikkat çekti. Anar’ın bir münşi olduğunu söyleyen ve “Kültürümüzün münşilere ihtiyacı vardır” diyen İnam yazarın isminin ‘okumasını’ yaptı. Yazarın dünyaya bir ‘İhsan’, ok gibi canlı, ok gibi hareketli, gizler âleminden gelen bir ‘Oktay’ ve tarihi andığı için de ‘Anar’ olduğunu söyleyip “Başımın üstünde yeri vardır” diyerek konuşmasını bitirdi.

* Gürsel Korat, Anar edebiyatını yazar olarak analiz etti ve inceden inceye eleştirdi. Korat, İhsan Oktay’ın roman kişilerinin özellikle hep düşkünler olduğuna ve yazarın romanlarındaki kadınsızlığa dikkat çekti.

* Elif Şafak bir yazar ve okur olarak İhsan Oktay Anar’dan nasıl etkilendiğini anlattı. Pinhan ve Şehrin Aynaları’nda adlı kitaplarında Puslu Kıtalar Atlası’nın izi olduğunu belirtti. Şafak, Anar romanlarının en çok dilinden etkilendiğini söylerken, İhsan Oktay Anar’ın kulladığı dilin içinde tüneller olduğuna, yeni kelimeler yaratmasına dikkat çekti.

* Sunucusunun açılışta salonun arka taraflarına bakarak “Sayın Anar geleceğinizi biliyordum” diyerek yaptığı şaka tüm kafaların aynı anda arkaya dönmesini sağladı ve eğlenceli dakikalara sebep oldu.

* ‘Kitab-ül Hiyel’i mekanik açısından anlatacak Boğaziçi Üniversitesi’nden Haluk Örs, teklifi gelene kadar Anar diye bir yazardan haberi olmadığını ve roman türüne ne kadar yabancı olduğunu açıkça anlattı.

RADİKAL

Hiç yorum yok: