Perşembe, Aralık 04, 2008

z.t.

hakikaten her geçen gün birileri daha dökülüyor eksiliyor aklımdan. böylesi ne kadar güzel. hem arı hem duru hem de hakiki geliyor aklım ve aklımdakiler. bu durumdan korkmuyor oluşumdan korkuyorum aslında. hani ben mutsuz olmakla huzur buluyorum demek gibi... her iki durumu da "gerçek" buluyorum ve çok uzak görmüyorum insanın doğasına... ama mutsuzluk hususunun insanı içten içe bitirdiğini de biliyorum...
ben mutluyum ama içimde bir yer bir gün beni mutsuzluk kanserinden öldürecek, bunu da biliyorum mesela. içimde bir yer iyileşmeden duracak ben onu bazen dinleyip bazen duymayacağım hepsi bu...

iş yerinde farid farjad'ın kemanıyla hayatın ne kadar acı verici olduğu hususuna odaklanmak garip işte. kendini bitmek bitmez bir karanlığın içinde sanıyor insan. oysa karanlık değil bitmek bilmeyen, içinizdeki huzursuz canavar susmuyor sadece, uykuya da dalmıyor hatta... o konuştukça hayat nedir ki... bazen yüksek sesli neşeli müziklerle haşır neşirken mesela, duymuyorum canavarımın sesini. böylece karanlık tünelde pencere açıldı sanıyorum. o konuşmaya yorulmadan devam ediyor aslında. ve ben bir tünelde olmadığımı far edemiyorum.

karışık oldu, neyse...

diyeceğim başka bir şeydi. bana hayatın her defasında sandığımızdan başka bir şey olduğunu hatırlatan adam, bu yaşta her şeyin şekil değiştireceğini söylemişti. ben bunu fark etmeden atlatacağımı düşünmüş, ne kadar değişebilir/değişebilirim demiştim... ama tam da aklım bu yaşına geldiğinde başka bir şey oldu işte. başka bir şey oldu, ben ne olduğumu asla bilemeyeceğime karar verdim, ne olduğumu bilemeyeceğimi ama mesela neyi sevip sevmediğimi bileceğimi, aslında neyin üzerine düşünmem gerektiğini bir anda öğreniverdim. saçma mı? hem de çok saçma. ama bana saçma olmayan bir tek gerçek söyle. ölüm ve yaşam mesela. hangisi mantıklı. ikisi de birbirinden saçma...

karışık oldu yine, neyse...

unutmamam gereken birkaç şey var. bu birkaç şey kalbime giremeyen hiçkimsenin kalbimi kırmasına izin vermemekle başlıyor. umrum, ben ve hayatım arasındaki hatları, yolları iyice ezberlemekle devam ediyor. olanlar ve olmayanları tespit etmek değil ama yaşadıkça fark etmek gibi...

neyse...



not: yukarıdaki resim var ya, zerrin tekindor'un. ben bu resmi bugün görünce içimde bir yerler bir şeyler söyledi. başka resimlerine batığımda da başkaları konuştu. hepsi bendi ama hepsi başka bir şey hissetti. özellikle sesini tanıdığım bu güzel kadının bu kadar güzel şeyler yaptığını henüz öğrendim ve hala heyecanlıyım.

www.zerrintekindor.net

Hiç yorum yok: