Perşembe, Kasım 06, 2008

"can"

içimdeki yeni savaşı hangi yanın kazanacağını kestiremiyorum...

canımı, gözümü kırpmadan vereceğim insan sayısı bir elin parmaklarına ulaşmıyor bile. işte onlar aklımın ve kalbimin her yanını kaplıyor. nasıl korurum, nasıl yanlarında olurum ve nasıl yapamıyorum hiçbir şey..sürekli bunları düşünüyorum. içim paramparça oluyor. o kadar çok şey oldu ve oluyor ki, ben kaldıramıyorum. içim mücadele etmem gerektiğini söylüyor ama aklım bugüne kadar hiçbir şey yapmayı beceremediğim için kendini suçlayıp duruyor. biliyorum aslında her şey güzel ama endişelerim geçmiyor...

yaşadığım hayatta, şu kısacık zamanda tüm düşlerimin kapısını çaldığı bir tek gerçek hayalim olduğunu görüyorum. ama bunu "henüz" görüyorum. ailem öncesiyle ve sonrasıyla mutluluk için sahip olduğum ve ait olduğum tek şey. işin de, yazıların da, sessizliklerin de, o bağırış çağırışların da tek sebebinin onlar olduğunu fark ediyorum. ama bunu 25 yaşıma girdiğimde fark ediyorum. bu zamana dek farkına varmadan yaptığım her şey için vicdan azabı duyuyorum.

pişmanlık, bir türlü geçmeyecek koca bir yara, büyük bir hasar, yıkılmış ve tekrar kurulamayacak bir bina insan için. ve ben kahretsin ki en korktuğum duyguyu tek tek sebeplerini sayamayacağım kadar karmaşık bir şekilde hissediyorum.

bir kırılma anı hem de bir şaşkınlık anı, bir sürü duygunun peşpeşe takıldığı tek bir an ve ardından yıkılan domino taşları. bu kadar kolay yıkılabileceklerini bilmiyordum. nasıl bu hale geleceğini de tahmin edemezdim. ama öğrendim.

çizik, çatlak ve kırılma dizgesinde ilerleyemeyen bir zaman. doğrudan kırılan ufacık parçalara dağılan bir zaman, bir akıl, bir geçmiş, bir his... yeniden yapıştırıp bir araya getirmesi ne kadar da güçmüş. kendimi kandırışım ne kadar güçlüymüş o an. ama an dediğimiz, en kısa zaman dilimi işte. geçiyor hemen. o anın gücü başka bir anda son buluyor işte.

içimde sorular uçuşuyor, sorular geceleri kabuslar gördürüyor, uyandırıyor, ağlatıyor, telefona koşturuyor... sorular, bilmediğim korkuları, bilmediğim odalardan çıkarıyor. fark ediyorum ki, bundan önce saydıklarım gerçek olamayacak kadar saçmaymış. fark ediyorum ki, büyümek dediğimiz şey, çocukluğuna dönerek yaşanıyormuş...

içim acıyor. hakikaten acıyor. dışımda dönen dünyanın o acayip yüzünü hazmedemiyorum. vereceğim cevapların hepsi kaybolmuş. içimden geçen her güzel şey yer değiştirmiş. şaşkın, kirli ve can sıkıyım. şimdi başka ne olduğumu bilemiyorum.

bir de babamı özlüyorum...

Hiç yorum yok: