Çarşamba, Kasım 12, 2008

25

mutluyum, canımı sıkan her şeyle birlikte mutluyum. katıksız mutluluğa da katıksız mutsuzluk gibi inanmıyorum. hakikaten mutluyum. içimde taşıdığım bir his var ve ona kimse ne yaparsa yapsın erişemiyor. hatta birileri dokunup çizik atmaya çalıştıkça, ben daha çok mutluluk kaynağı buluyorum.

ilk defa hayatımın bu döneminde kendimle gurur duyuyorum. hala her şeye şaşırıyorum ama şaşkınlıkla elime yüzüme bulaştırmıyorum. en olgun yanımın çocukluğum olduğu fikrimdeyse bir değişiklik yok.

en açık haliyle söylemek gerekirse, ölçüyorum, biçiyorum, tahmin yürütüyorum... hareket başladığı anda planlarımın şekil değiştirmesine müsade ediyorum. bunun tamamen benim irademle olması kadar keyifli bir şey yok.

büyüyorum ama yaşlanmıyorum. kimsenin dokunamayacağı bir dünyam(ız) var ve kimsenin bilmesi gerektiğini de düşünmüyorum.

çevreme bakıyorum. eskiden olduğu gibi hala "kanıtlama çabası"na şaşırıyorum. bir şeyin varlığının ısrarla tekrar edilmesinden hala rahatsızlık duyuyorum. gözümde samimiyetini yitiriyor bir anda her şey. insanın yaşadığı hayatın, sadece kendisine meşru olması gerektiğine inanıyorum. toplumun için meşru olmayacak her şeyi gayrimeşru olarak adlandıran insanlarınsa bu kaygı içinde kaybolmalarını anlamıyorum.

bunu denemediğimden olsa gerek, artık ayak uyduramamanın sıkıntısını yaşamıyorum. sevmediysem, içime sindiremediysem peşinden koşmanın hayati bir mesele olduğunu düşünmüyorum. koşmuyorum, uzun uzun yürüyorum, sindire sindire büyüyorum. sakin bir insan olmaya da çalışmıyorum. sindire sindire yürürken hala gördüğüm ağaçların dallarına tırmanıp, erik ve kiraz topluyorum.

24. yaşımla sürdürdüğümüz parti henüz sonlanmışken, 25. yaşın keyfini çıkarıyorum. bu zamanlarda aklımdan geçenleri bile isteye söylediğim için takdir görüyorum. yıllardır kendimi incittiğim yanlarımın güzelliklerini başkalarından dinliyorum. elbette benim de koltuklarım kabarıyor. kendimi, kızdığım ve vurup öldürdüğüm her zaman da dahil olmak üzere, sevdiğimi söylemekten rahatsızlık duymuyorum.

şu zamana dek biriktirdiğim tüm sıkıntılar, mutsuzluk ve acılar, kayboluşlar, duruşlar... hiçbirinin bir yere gittiği yok üstelik... son bir senedir benimle yaşayan her şeyle tek tek barışıyorum... varlıklarını inkar etmeden, kaybolmayacaklarını bilerek ve kaybolmalarını istemeyerek, zaman zaman gözlerimin önüne geçip duracaklarından, başka bir şey görmeme engel olacaklarından şüphe etmeyerek diyorum bunu; hayatın hiçbir yanı terazinin kefelerini eşit tutmayacak. hiçbir yanı eksilmekle bitmeyecek. durduğu yerde şişmanlayan kelimelerin olacak, durduğu yerde şişmanlayan anıların olacak... hiçbir duygun bir diğerinden tamamen sıyrılmayacak... ama şu his, şu içinde yaşadığın his, istemediğinde peşini bırakmayacak...

Hiç yorum yok: