Pazartesi, Ekim 13, 2008

ba

"bigün" daha evine dönememişken gittiğini söylediler. söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmiyordum. sen gelmeyecektin ama biz gidecektik yine. o çirkin hastanenin asansörü seni bahçeye, bize taşıyacaktı. sen, yorgun argın olsa da beni almadıkları o binadan ağır ağır çıkacaktın. ağaçların altındaki banka beni, seni yanıma getirmek üzere yalnız bırakmış annemle birlikte gelecektin...
ben "hastaneden çıkıp gelemeyecek artık" dediklerinde üzülmüş ama kahrolmamıştım. beklemekle geçen uzun uzun yıllar artık hastanede bile görüşemeyeceğimizi anladığım halde bitmedi. hala bir yerden çıkıp geleceğin hissine kapılıyorum ve bu geçmek bilmiyor. aslında artık gelmeyeceğine tamamen inanmak da istemiyorum. gelmeyeceğine inanmak yerine bundan önce yanımda olmadığın zamanlar için sana kızmak daha kolay geliyor. sana haksızlık ederken kendimi korumaya çalışıyorum. ve hayatım boyunca bencil olmadığım yanılgısına kapılmadım hiç, bunu da bilmeni isterim.

şimdi bu sene aynısını tekrar yaşamayacağım derken, içimdeki bastırılamaz özleme engel olamıyorum. birileri bir yerlerde seni kullanarak canımı yaktığından beri susuyorum oysa. susuyor, bu konuda kimseye bir şey demiyor, büyümüş gibi yapıyorum. ama yok işte. aynı sızı ve özlem gözlerimi dolduruyor. sadece diyorum ki "bu salı 14 ekim"... ama 14 ekim nedir kimseye söyleyemiyorum.
haklılar belki de. samimi bulmadıkları bu acıyı anlamamakta haklılar. ama onu anlayacakları gün geldiğinde dilerim beni hatırlarlar. o zaman canımı yaktıkları ölçüde yapışır vicdanları gırtlaklarına. dilerim kötülük kaybeder bu sefer. ya da ne fark eder? bir masal değil bu, bir masal gibi de olmayacak hiç. bütün kötüler kazansın, ne fark eder?

ben yarın kendi saçlarımı okşayacağım uzun uzun. "mesela sen hala yanımızdaymışsın" hayalleri kuracağım. muhtemelen biraz gözyaşıyla kendimi avutacağım. büyüdüğümü görüyor olmanı dileyeceğim. yanımda olduğunu sanmak yerine hissetmeyi dileyeceğim. her şeyin başa dönmesini ve tüm kötü anıları unutmayı dileyeceğim...

Hiç yorum yok: