Perşembe, Temmuz 10, 2008

her şey bitti sanıyordum. artık hepsinden kurtuldum. aklım hiçbir şeyi silmeden iyileşti. içimde kabuk kalmadı kaldırınca kanayacak, iç sıkıntısı dediğimiz hadise sadece östrojenle savaş başlayınca ortaya çıkacak sanıyordum...

hakikaten her şey yeni başlıyor, en başından bir hayat yazıyoruz. varlığı yetiyor o an hiçbir şey düşünmemeye... ama yine de önceki kabuslardan hiçbirinin gitmediğini fark ediyorum ben. sanki hepsi elbirliği içinde doluştular yine beynime. kabus görüyorum. uyuyamıyorum. kimseyle konuşmuyorum da. anlatsam ne anlatacağımı bilmiyorum.

her şey geçecek derken yürekten inanıyordum, şimdi kendim için hiçbirinin düzeleceğini, tamamen iyileşeceğini düşünemiyorum. bazen dayanılmaz oluyor. bazen kabus görüp, çığlık atıp uyandığımda o kadar güçsüz hissediyorum ki. "tamam" diyorum "durdur her şeyi istemiyorum, güzel bir hayalim de yok, tamam çabalamıycam yaşamak için nolur durdur her şeyi." durmuyor devam ediyor. bu nasıl bir şey anlatamam. daha önce de bu kadar çaresiz hissettiğim olmuştu. o zaman aklımdan geçenlerle şimdi aklımdan geçenler arasında bir fark yok. kendimle mücadele edememekten korkuyorum. kimse bilmiyor. hakikaten kimse hiçbir şey bilmiyor. bu yüzden şaşırıyor herkes. bu yüzden öfkemi anlamıyor. çok yorgunum.

bunları buraya yazmaktan da nefret ediyorum. bunları hissetmekten de. o zaman ne diye yazıyorum. işte saçmalık. nasılsın dediğinizde bir şey diyemiyorum. bunu kendime soramıyorum bile. şimdi nasıl düzelirim bilmiyorum. düzelmek için ufacık bir şey bile yapacak takatim yok. sadece "o"nun yanımda kalmasına için engel olmamak... yanımda kalmasına izin vermek bile değil... tek yapabildiğim bu... bundan ötesi de yok zaten...

1 yorum:

lillian dedi ki...

zevk alınıyor galiba. bilmiyorum. ya da boşluk ve sıkılmak mı ve onu doldurmak arzusu mu? bilmiyorum.her şeyi aynı anda yaşamak mı? yalan gibi olması bir an öncesinin doğrusunun. şu anın hissi yalan gibi olacak bir an sonra.