Salı, Temmuz 01, 2008

adım


(...)

mesela ben ip cambazı olamazdım. daha yürüyeceği yolları bulamaz ve ayırdedemez, içinde bir noktadan diğerine ilerleyemezken, hele ki içmeden sarhoş kafayla düz çizgide yürüyemezken kesinlikle olamazdım. mesela iki cambaz olsaydık biz, ben düşerken seni de düşürürdüm. aslında sen o ipte yürüyebilir miydin ondan da emin değilim.

yükseklik korkusu bir balkonun kıyısında tanışmış ya seninle, o balkonla tanışmak isterdim. vardığımız ve düşmek üzere olduğumuz kıyıların birbirine benzeyip benzemediğini bilmek güzel olurdu. ikimiz farklı yerlerde kaybolmak üzereymişiz. ya da farklı yerlerde kaybolup, yolu birlikte bulmuşuz. bulduğumuz yol öncekinin devamı mı? sanırım değil. eskiye dair çok fazla şey hatırlamıyorum.

el ele tutuşup yürümek gibi değil. karanlıkta biri uyuyup dinlenirken onu kollamak için uyanık kalmak, seni kolladığını bilerek uykuya dalmak gibi daha çok. ve daldığın uykuda iyice dinlenmek, uykudan sonraki nöbete hazırlanmak gibi. ben de tüm bunlarla birlikte yeni bir şeyi içindeyken öğreniyorum. öğrenirken yanılıyor, tökezliyor, çoğu zaman düşüyorum. ağlıyorum, burnum akıyor hatta, yine de küstüm oynamıyorum diyemeyecek kadar merak ediyor, seviyor ve öğrenmek öğrendikten sonra devam etmek istiyorum. muhtemelen yolun sonundaki vahaya ulaşamayacağız, yine de bir sürü vahadan geçip, kimsenin göremeyeceği karanlık ama muhteşem manzaralarla karşılaşacağız, yol bitmeyecek ama ben pişman olacağımıza inanmıyorum...


foto: http://www.flickr.com/photos/howaye/1365478035/

2 yorum:

disconnectus erectus dedi ki...

biriyle olmak, birlikte olmak, bir olmak...umut vaad eder hep, iyidir-güzeldir.

sherlotte holmes dedi ki...

umut iyidir...