Çarşamba, Mayıs 14, 2008

fereş

artık seni öldürmek istemiyorum. sadece ölmeni istiyorum. "sadece" ölmeni değil, sürüne sürüne ölmeni istiyorum. ama bundan haberim olmasını istemiyorum. eskiden adını aratıyordum google'de filan. nerede ne yapıyorsun belki görürüm, senden bir haber görür, seni hatırlar daha da öfkelenirim, belki gazetelere düşmüşsündür de onu görürüm diyordum. ne oldu bil! artık yoksun!

kafamın içini kaplıyordun ya hani, hani beni görünce bir yerde gözlerini dikiyordun üzerime, yine ve hep o iğrenç adamı (kendini yani bi başkası değil) hatırlatıyordun ya. sanırım görsem yine seni, karşımdakinin sen olduğunu anlamayacağım bile. bu ne büyük lüksmüş! hayatımın odak noktasının değişmesi ne güzelmiş. öfkenin ne olduğunu çok iyi bilerek, onun acıya dönüşmesine izin vermiyor olmak ne güzelmiş.

dün seninle ilgili bi şey anlatım. anlattım, güldüm ve artık orada olmadığını gördüm. aylardır kabus görmedim. aylardır üzüldüğüm şeylerden uzayan yolları sana çıkarmadım. ve sen yüzyıllardır yok gibisin. bu ne güzellik!

senden hala nefret ediyorum. senden hala tiksiniyorum. ben büyüdükçe, başka insanlar tanıdıkça, başka yerler gördükçe de hatta onları gördüğüme seviniyor, senden tiksiniyorum. tiksitim sevincimi gölgeleyemiyor ama, çevrene acıyorum. ailen var ya. bi ailen var ya seni hasbel kader hayata fırlatmış bi ailen... onlara acıyorum. nasıl bir ruh hastasıyla, nasıl bir sapık ruhla, nasıl bir mahlukla bir arada olduklarını, başını nasıl okşadıklarını filan düşünüyor, acıyorum. hayatına girip çıkanlara da acıyorum. küçük beyninle ne kadar masum bi bebeksin ama sen. ben sana bunları nasıl söylüyorum?

böyle manyak gibi anlatasım var sana. hani "sokakta ıslanmış küçücük yavru köpek" bakışlarınla yemek bile yiyemediğini anlattığın anlara nasıl da güldüğümü, aspirinle intihara meyletmişken ak sakallı dede tarafından kurtarıldığını anlattığın hikayelerine ne çok gülüyorum hala bilsen diyesim var. sana da acıyorum sanırım. yok hayır bunu başaramıyorum işte. sana acımayı başaramıyorum. beynin küçük ama ben sana acıyamıyorum, sen bi zavallısın, karaktersizin ve hatta şerefsizin daniskasısın ama ben sana acıyamıyorum. ah zaten şerefsiz demişim, nasıl acıyayım değil mi?

şu yazdıklarımdan haberin olsa, bunları benim yazdığımı bilsen mesela acaba anlar mıydın senden bahsettiğimi? sanmıyorum ama diyelim ki anladın, biraz olsun basar mıydı acaba kafan sana duyduğum nefretin sebebine? tamam bu kısmı benim gerzekliğim ama acaba hiç, bir insanın hayatının en az 5 yılını çalmış olduğunun, ömrünün ortasında koca bir yarık açtığının, aklına sonsuza dek silinmeyecek bir şeyler yazdığın, güvensizliği ve pisliği ve tiksinme duygusunu ve nefreti öğrettiğin geldi mi aklına? sanmıyorum ama acaba bana "ben senden daha çok üzüldüm emin ol" derken şaka yapmış olabilir misin? yine sanmıyorum ama acaba bana "neden" derken gerçekten korkmadın mı sayacağım ve senin de benim kadar bildiğin nedenlerden? kime ne bunların cevabından? bana ne mesela :)

iyi ki yoksun! iyi ki cesurmuşum! iyi ki kötüymüşüm! iyi ki senden sonra yoluma devam edebilmişim! iyi ki -bazen inancımı yitirsem de- hep ayağa kalkabilecek gücü bulabilen bi insanım! iyi ki ben kendimim! iyi ki sen varken de yokken de hep kendim oldum! iyi ki zaaflarıma yenilmedim! iyi ki korkularımın önünde boynumu bükmedim! iyi ki korksam da yürümeye devam ettim! iyi ki kalbime girip her yanı kemiren canavarla mücadele ettim! iyi ki şu an içimde zerre kadar sızı yok! iyi ki yoksun!

elbette hatırlayacağım, canım da yanacak. ama sebep sen olmayacaksın. sana küfür edeceğim ve hep en kötü şekilde ölmeni dileyeceğim ama umrumda olmayacaksın. garip ya da çelişik dursa da bu böyle. yoksun! bu ne büyük huzur...

6 yorum:

Nisa dedi ki...

Şerefe o zaman! Şerlotum benim.

sherlotte holmes dedi ki...

şerefe tabii! aydınlık şimdi burası...

Biyonikkedi dedi ki...

Okudum ama ben değilim bu:/
Değilim evet
Yoo kesin değilim canımmmm
Ben miyim şarlot :/
Annecimmmmm


;P

sherlotte holmes dedi ki...

korkma biyo geçti :)

lillian dedi ki...

sanki tam da şimdi yani şimdi değil elbet, tam da o "an" da -var-mış gibi.

bıçakla kesmek ister gibi kanaması belki durmuş ama yoklayan, yokladıkça sızlatan bir yarayı...

tam olarak varmış gibi de değil, sanki bir fotoğraf albümü yanmış da geriye bir kaç fotoğraf kalmış, albümün sahibi kalanlarla yanıkları bulmuş, hem mutlu hem yananlara acıyor hem başka olabilirdi albümüm diyor hem de yanan albümün içindekileri tamamamen hatırlamıyor.

sherlotte holmes dedi ki...

tam olarak bu sanırım
albümü tam olarak hatırlamıyor
ama o albümü buldu ya, o kadar :)