Pazartesi, Mayıs 12, 2008

doğumdüğümdüğün

biliyorum boktan şeyler anlatıp duruyorum. normalde kaygı dolu bir insan olmama rağmen burada nasıl "baydım" endişesi taşımadan anlatıyorum, nasıl gevezeleşiyorum (normalde geveze değilimdir. hatta hiç konuşmam. dut yemiş bülbül misali köşede oturur süzüm süzüm süzülürüm), nasıl oluyor da oluyor kim ne anlayacak diye düşünmüyorum? bunları daha önce tartışmıştım kendimle. ve kendimle tartışırken bu sorgunun yersiz olduğuna karar vermiş, sonra kaldığım yerden anlatmaya devam etmiştim. işte şimdi burada -da- anlatmaya başlayalı bir yıl oldu.

düşün, bir yılda ne çok şey değişir. hele ruh hali, o herhalde milyon kez değişir. blogun girişine astığım tabelada anlattığım her şey sırayla ve bazen düzeni bozarak rastgele çıkıp geldi, gitti sonra geri geldi. biliyorsun işte, tutarlılığı arasam da bulamıyorum. bu yüzden bulamadığım için endişe etmiyorum. yani demek istediğim aklımda zikzaklar çiziyorum ve bundan şikayet etmiyorum artık.

tutarlı bir ruh halin olduğunu söyleyebilir misin? eğer söyleyebiliyorsan bir soru daha, bundan hiç sıkılmıyor musun? ruhta tutarlılık intihar sebebidir kanımca. mesela üzülsen üzülsen, ama sonuna dek iniş ve çıkış olmadan üzülmeye devam etsen... işte o noktada geliyor ya bilek kesme eylemi... bitmiyor, biteceğine inancın kalmıyor... ya da tam tersi olsun sürekli gülümse... tamam bu intihar ettirmeyebilir ama sıkıcılaşabileceğini de inkar etmeyiz herhalde...

neyse ne diyordum? bir yıl diyordum. bir yılda ne çok hayıflandım, memnuniyetten ne çok uzaklaştım, ne çok ne çok ne çok kötü şey anlattım... ama şimdi durunca, durup da bakınca diyorum ki "lan biraz toparladın sanki kafayı? eskisi kadar karanlık değil ortalık. aslında sandığın kadar da karanlık değilmiş. (talisman öyle demese de) ergenlik soluk aldırabiliyormuş..." işte bunu gerçekten bu bloga bakıp söylüyorum. ne acayip. kendimi ancak başkasıymışım sanarak ölçüp tartabiliyorum.

bir sürü insan okuyorum (insan okumak! bu da acayip). buradan başlayıp başka çatallara ayrılan yollarda nereden bulduğumu hatırlamadığım insanları okuyup duruyorum. merak ediyorum. ne kadar güzel anlattıklarına bakıp mutlu oluyorum. canım sıkılıyor, okumadan geçiyorum. ama şunu fark ediyorum, bir yerlerde hepsiyle kesişiyorum. başka insanlarda, başka kitaplarda, bambaşka deneyimlerde, hiç alakam olmayacak ruh halleriyle, okumaktan keyif alma yöntemiyle kesişiyorum işte. bu yüzden blogları seviyorum. kendi blogumu başkasınınmış gibi seviyorum. birinci yılımızı ne anlatmak istediği belli olmayan bu yazıyla kutluyorum.

ne diyordum...

"ben bi gün..."

Hiç yorum yok: