Çarşamba, Nisan 23, 2008

en.gerek

insan hissettiği her şeyi söylememeli. geçmişe dair olsa bile yaralarını açık etmemeli. temkinli olmak mı, sinsi ya da açık gözlü davranmak mı bilmiyorum. önemsemiyorum. ama böyle olmalı, benim beceremediğim şeyi yapabilmeli insan. sonra kendine vicdan azabıyla dönüyorsun çünkü. kendi kendini ele vermiş hissediyorsun. sonra o eski yaraların açıldığı zamanlara gidiyorsun. ne kadar eksik kalmış, ne kadar eksik kalmışsın. tamamlansa nasıl olacağını bilemiyorsun, belki merak duyuyorsun. merak duymuyorsan da yarım yamalak bir kalabalık hissediyorsun içinde. gitmiyorlar. gitmelerini isteyemeyeceğin kadar salınmış içinde temelleri, kalmalarını istediğindeyse olmadıklarını görüyorsun...
karmaşık meseleler değil aslında ama üzerine düşünmenin yersiz olduğunu bilmelisin bazı şeylerin. artık acımıyorsa acıdığı vakitleri düşünüp üzülmemelisin. hani "etmelisin yapmalısınlarla" söylenmiş cümleler diye kendinden hoşlanmaman da normal ama. al kendini yine karşına sor bakalım yaraların yerlerini bile unutmuşken, ne kaldı elinde onca cümlenin ardından. "tedirginlikten hoşlanmıyorsun" bunu bir kez daha öğrendin, lütfen yine deneyimlemeye kalkma.
konuşmamak gerek işte çok fazla. düşünmemek gerek. düşünmeyi önlemek için setler çekmek gerek. bazen koparıp atmak bi daha yeşermesine izin vermemek gerek. unutmak gerek. unutmuş gibi yapacak kadar adi olmak gerek. kendinden öte'lerin huzuruna huzur katmak gerek. silmek gerek, hiç olmamış gibi yapmak gerek. hiç olmamış, hiç değişmemiş gibi yapabilmek gerek. neticede susmak gerek...

2 yorum:

.o.zlem dedi ki...

insan icini görmek istedigi, icini görsün diye mi yapiyor bu hatayi. ama bu hata bana cok tanidik geliyor...

sherlotte holmes dedi ki...

insan neden içini görsün iyice bilsin ezberlesin istiyor... ama neden...