Salı, Mart 11, 2008

k-k

şu sıralar duramıyorum, cümle kuramıyorum, çok fazla kekeliyorum. bu kekeleme hadisesi bi süre önce yine vardı da geçmişti. şimdilerde takılıyorum bi cümlede yok, gelmiyo gerisi... belki konuştuğum insanlar fark etmiyodur bile ama ben o kelimede takılınca duruyo zaman, geçmiyo bi türlü, terlemeye başlamaktan korkuyorum, sonra bi şey yok gibi yapıyorum. yani ne kadar süre takılıyorum tam olarak bilemesem de fazla uzun sürmediğinden eminim ama benim için işkenceye dönüşecek kadar uzun olduğunu biliyorum.
içimde bastırılamayan bi heyecan sürekli, yetişememe hissi, panik hali... o yüzden anlatamıyorum da bi şey. sebebi sanırım daralan zaman. zamanla da zamanlamayla da iyi değil aram. güzel takvim tutarım. her şey olup bittikten sonra, unutamam, silemem bu kısım harikulade. anlaşmışız sanki zamanla... ama o ajandaları asla ileri doğru dolduramam. doldursam da hayata geçiremem... kalan zamanı her gün otomatik olarak bilemem, hep en baştan tek tek saymam gerekir günleri, hesaplamadan kestiremem vakti...
vaktiyle yine böyle gün saymam gerekmişti, 5 ay saymıştım, 5 gün daha işaretlemiştim. yüzlerce kez işaretlediğim günleri saydım, sonra işaretlemediklerimi... sonra işaretlediklerimin üzerinden gittim yüzlerce kez, takvim yırtıldı yer yer. o zaman bitene kadar, ne zaman biteceğini bilemedim ben. şimdi aradaki fark o zaman üzerime çöken ağır durgun halin tersini yaşıyor olmam. hem de tam tersini. bu biraz ürkütüyor beni. yani heyecanımın kaynağı değil ama ben kendi kendimi ürkütüyorum. kekelemem bundandır belki. aklımı sesime yetiştiremiyorum ya da sesimi aklıma panikteyim.
tuhaf ki mutluyum. tuhaf ki canımı sıkan şeyler olmasına rtağmen mutluyum. tuhaf ki "amaaan" diyor içimdeki ses sürekli. bunlar bana o kadar uzakken şimdi nasıl dert etmem havadan sudan olmayıp da kooocaman olan problemleri hayret. dert etmiyorum diye üzülmüyorum, pişman da değilim. "ne olacaksa olacak ben mutluyum dokunmayın, ya da dokunun ama işe yaramayacağını bilin" diyor şaşarbeşer aklım... ama yine de panik duyguma müdahale edemiyorum.
kekeleme işine gelince. parmaklarımın kekelediğini de kabul etmem gerekir. klavye o kadar yabancı ki son bikaç zamandır takır tukur yazdığım hiçbi şeyi yazamıyorum, hap yanlış sözcükler dökülüyo, ya da söcükler yanlış dökülüyo. ben bundan son derece rahatsızım. belki kafama taktığım bi bu var bu sıralar... emin değilim... ama şunu söyleyeyim bu yazıyı yazmam bile çok uzun zaman aldı. yazdığım şeyin kararsızlığından değil de bir türlü harflerin yerini bulamamaktan...
neyse...
kekeliyorum...
bunu sevmiyorum...

3 yorum:

Nisa dedi ki...

Çok özledim. Görücem.
Bu kadar.

Biyo dedi ki...

Kekeliyor olabilirsin ana klavyen hâla süper akıcı.
Konuşurken kekelemene itirazım yok ama yazarken takılma ve hep yaz:)

TuzuKuruMikropBiyo :D

sherlotte holmes dedi ki...

***can'ım***
ben özlemem mi..bu da bu kadar..


***biyo***
ehem teşekkür mü etsem ne etsem :) deniycem, yazabilirim umarım...