Pazartesi, Ocak 07, 2008

sakin

"tek iyim sen kalmışsın"...

(tamam endişe bunun adı. ama hiçbiri kuru endişe değil. bilmiyor gibi yapmak zor bazen. duyunca inanmış gibi yapıp, inanmışlığı pekiştirmek üzere bi daha sormamak, ilgiyi hemen tv'ye toplamak... aslında cevabın o olmadığını bilmek. senin bi panik anında verdiğin kötü cevabı unutmamaya çalışman. arkasından gelebilecek herhangi bir soruya hazırlanışın. buna harmanlanmış kahrolası dürüstlüğün. buna harmanlanmış beni koruma içgüdün. canımı sıkmaktan duyduğun endişe. kafa karışıklığı bana mahsus değil, biliyorum.
endişe ama kuru endişe değil. bakınca görebiliyorum artık vitrinden neyi seçtiğini. onca rengin arasından hangisini sevdiğini. ben biliyorum artık ama sen bilmiyorsun. ikinci kez sormadığım şeyler önemsizliğinden silinmiyor. önemsizliğinden silinenler mutlaka ikinci kez soruluyor. asıl, ardından ikinci bir soru gelmediğinde senin koyduğun taş artık yuvarlanmaya çalışılmıyor. yalnız, mağaranın girişine tıkılmış kayalar dışarının ışığının ne renk olduğunu anlamama engel olmuyor...
bir "tek iyim sen kalmışsın". izin verirsen seni hep böyle bilmek, böyle sevmek isterim. devam edelim.)




not: neredeyse hergün bâlâ-peçenek'ten uğrayan pek sevgili kişi. bu blog eklentileri ne güzel şeyler gösteriyor insana. mesela dönüp dolaşıp buraya bakan birinin olduğunu. teşekkür ederim, arkası kesilmesin uğramaların...




not 9: güzel insanların varlığıyla haşır neşir olma şansım olduğu için.. bu gerçekten bi şans olduğu ve ben bu şansın farkında olduğum için.. kendime attığım yumrukları bi yastık gibi yumuşacık karşılayıp hem yüzümü hem ellerimi koruyacak kadar iyi bir "benden öteye" sahip olduğum için.. huzurlu uykuları besleyip büyütten masalcı dede için.. içimdeki huzursuz çocuğu bile sakinleştirebilen güzellikler için.. için için.. varsınız, hep olasınız.. terklerin göz göre göre gönül yara yara geldiğini gördüğüm bir anda beni tuttup bırakmayışınıza hayranım.. beni yerle bir tutan bir çocuğa sahip olma duygusunu çocuksuzken tattıran yırtıcı kuşlar, size hayranlığımınsa bitmesini istemedim.. konmanız için uzattığım kolum sizi taşıyabilecek kaslara sahip değil artık.. parçaladığınız yerler kana bürünmüş, kanın kaçabileceği bir etim yok.. mutlu kalın.. hepinizi birden seviyorum..



not 42: ayde'yi seviyorum. yıllardır ve eksilmeden. enteresandır ama eksiltmeden de. kesinlikle bundan sana ne... fakat şu metinde bahsi aslında yüzlerce kez geçti. ve saatlere bölünmüş gün doğumu ve batımı arasında aklımda milyonlarca kez geçiyo bahsi. kalbimdekini saymaya yetmiyor henüz parmaklarımla plastik fasülyelerim. o yüzden, bir de zilonuncu kez "iyi ki" diyesim geldiğinden...

2 yorum:

Nisa dedi ki...

O akşam gene geldi, çok şey olduğundan deme anını kaçırmışım: Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum.
Bu kadar.

sherlotte holmes dedi ki...

ben de seni seviyorum derdim ama demiycem. seninkinin karşılığında doğmuyor çünkü bu his. sadece öyle olduğu için var. tıpkı senin de "sadece sevdiğin için seviyor oluşun" gibi...

saçmaladım mı? evet...