Perşembe, Ocak 24, 2008

bil



"bilemiyorum" en çok kullandığım sözcüklerden biri. ne acı. aslında bilmek isteyip istemediğimi bile bilmiyorum. her şeyi bilmem elbette beklenemez, fakat kendimle ilgili bu kadar çok kararsız kalırken başkalarını nasıl anlayabiliyorum, kendimle ilgili hep "bilemiyorum" derken başkalarını anlamaya nasıl bu kadar yanaşıyorum? bunun cevabı da yok tabii... karmaşık filan değilim, öyle olduğundan/öyleymiş gibi göstermek istediğimden değil yani. ama yine de bilmek isterdim.

hani öyle bi karmaşa ki kendimle iletişim kuramadığımı düşünüyorum bazı zamanlarda. aklımdan geçenlerle hislerime hükmedemiyorum. mantığım zihnimi dolduran milyon tane olumsuz fikre, milyon tane kaprise, milyon tane paranoyaya "siktirin gidin hepiniz!" diyemiyor. şaka gibi...

bi terslik var bugünlerde çözemediğim. sağlıkla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz kocaman ailemle. ufak tefek hepsi (beterinden korktuğumdan büyütmeyeceğim hiç), yine de şu dönemi bir atlatsak rahatlayacağım. yani tam bu kötü hafta da geçsin, şu kötü 15 gün de geçsin derken ayları filan bulmaya başladı... durumlar bi toparlansa, bi huzurla yaslansak arkamıza nasıl mutlu o zaman şerlot. yine de biliyorum geçer bunlar.
geçmeli...

o zaman aragorn diyor ki...

"i see in your eyes the same fear that would take the heart of me! a day may come when the courage of men fails, when we forsake our friends and break all bonds of fellowship, but it's not this day! this day, we fight!!!"

Hiç yorum yok: