Pazartesi, Aralık 10, 2007

yaldızlı bakınız

***dağıldım. ama bu defa mutsuz bir anlam çıkarmaya meyletmeyelim lütfen. düzene sokamıyorum sanki çok basit ama temelde bulunan şeyleri, onun huzursuzluğu sadece. yani o kadar basit şeyler ki, oda toplama meselesi gibi -gibiyi geçtim bu da onlardan biri. kendime yetemiyorum. vakit ve enerji bulup harekete geçmek lazım. bunu da bir yere not düşesim vardı burayı seçtim.

***atakulenin tepesindeki dönen restaurant denen mekan dönüyor olmasından mütevellit mide bulandırmakta imiş, onu öğrendik. fakat oraya çıkan asansörün manzarası gerçekten süper... asansördeki adam -o asansör adamlarının bir adı var mıdır?- sürekli aynı replikleri tekrar ediyor, bunu fark edince şaşırdım (şurada ankara kalesi var ama sisten görünmüyor. size torpil yapalım, biraz duralım, manzarayı izleyin, hem romantik hem ormantik olsun vs.)... bir de sadece o asansöre binip manzarayı izlemek için gelenler de varmış, ücret 2 YTL... mekanın ücretleri de o kadar uçuk değil... yemekler de iyi sayılır...

***aynı mekanda sürpriz bir sözlenme yaşandı. bi hayli sevip yakın bulduğum bi arkadaşım bi haylinin ötesinde sevdiği müstakbel eşi tarafından şoka uğratıldı. bir kadın ne kadar güzel sürpriz yapabiliyormuş onu gördük. çok sevgili arakdaşımı söz kişilerinden biri saydığımızdan konu dışı bırakırsak, yanımdaki iki adamın da olaydan feci halde etkilendiğini gördüm. sonra geyiğe vurdular tabii ama olsun... güzeldi... cidden...

***bi hayli zaman geçti üstünedn ama iki filmi feci halde sevdim... kimi görsem söylüyorum... "paris'te 2 gün" adının düşürdüğü yanılgıdan uzak durulması gereken hastası olduğum, tam da cuk oturan bi zamanda izlediğimden mi bilmiyorum çok etkilendiğim bi film... "küçük gün ışığım" bu da afişinin düşüreceği yanılgıdan uzak durulması gereken hastası olduğum diğer film... hem amerikan, hem aykırı, hem uzaktan hem yakından bakan film... süperdi...

***cep telefonu oyuncak değildir. bırak onu eli(m)den...

2 yorum:

TalismanDiyette dedi ki...

** Ben de dağıldım bu aralar, hatta parçalarımın her biri koşarak uzaklaşıyorlar ben sarsak sarsak peşlerinden gidiyorum.
*** Aynı esprileri herkese yapma olayı tur rehberlerinde de var, ben bunu duyduğumda onlar adına çok utanıyorum, sıkıntı basıyor içimi.. Neden utanıyorsam..
**** Paris te iki gün' ü seyredeceğim. Küçük Gün Işığım' ı ben de çok sevdim :)
***** Cep telefonuna gelince sen benimkini al ben seninkini olmaz mı? Kurtulmak istiyoruumm..

Sevgiler..

sherlotte holmes dedi ki...

***ben o adam adına utanmadım ama düşününce içimi sıkıntı kapladı. çünkü aklımdan geçenler "bu adam bütün hafta her akşam buradan inip çıkıyor. buna muhtemelen tembihlemişler böyle şeyler söylemesini. içi bayılmıyor mu bunun. bütün akşam aynı muhabbetler. bi de bu muhabbetlere verilen aynı cevaplar. bi an önce inelim noolur... 125 metre mi... in in bitmiyo anasını satim!"

**izle mutlaka. seveceksin :)

*utanarak söylüyorum ki benimki cep telefonu görgüsüzlüğüne dönüştü. bir sürü melodi bir sürü oyun bir sürü bi şeyler indirdim. şimdi iş dışında sürekli alıp bi şeler yapma ihtiyacı içindeyim. kendimden utanıyorum :( evet talismancım ben bunu sana verim, kontrolsüz bi insanım ben :( fakat karşılığında alacağım telefon mümkün olduğunca kurcalamasız olsun olur mu :)