Çarşamba, Aralık 12, 2007

pıtır pıtır

bölüm 2


*********************************************************************************

*yillardir soylenmeyen sozler vol. 1

Su anda icimde yeseren (ki bu kisminin dogru oldugunu soyleyemem)...
Icimde kok salmis bi duygu var. Ne zamandir uzerini orttugum.
Boyle hani koklerini, yapraklarini gorursem uzulecegim turden.
Dikenli filan degil ama hani "olmasa daha iyi olur" cinsinden.

--------------------------Burada aklima gelen soz su "Katrani kaynatsan olur mu seker, cinsini sittigim cinsine ceker" (alakasiz)-----------------------------------

Ne yaziyorum onu da bilmiyorum ama...
Benim bi arkadasim (ki kendisine arkadasim demek bile garip mesela desem ki benim bi yarenim) var. Uzun zaman oldu, yuzyillar gecti belki ustunden tanismamizin. Tanismamiz mesele degil de...
Aydinlik bi gundu. Gunesli piril piril. Ama ben bunu hissedemeyecek kadar kohne bi kosede caktirmadan agliyordum. O kadar iyiydim ki belli etmeme konusunda, gozyasi bile dokmuyordum. Bi an biri farketti ve uzatti sanki ellerini. O zaman hissettigimi minnet sandim. Degilmis...
Minnet degilmis ama o duygunun adi ne hala bilmiyorum...
Sadece guzel cok guzel...

Bana onu hissettirebilen o guzel kizi, o koca gozleri o kadar seviyorum ki. Defalarca kurdugum o cumle, hani kardesim olsa...
Kalbim kendi yukunu tasiyamiyor uzun suredir. Bilen bilir, bilmeyenin bilmesine de luzum gormuyorum (simdi farkettim ki aslinda tek bilen benim)...
Iste o yuk yuzunden o guzel gozlere ne uzak ne de yakin...
Ama hani o gozler boyle kalbime cakili kalmis...
Ne kadar yol girmis araya, ne kadar toz ve duman girmis farketmiyor...

Hani bi gun bana "sittir"i cekse arkasindan su dokup donecegi zamani bekleyecegim kadar safca belki...
Ki bi gun gelecegine inanirim ben...
Arkasindan su dokerken bi kez daha gidisinin acisini yasamak kismina girmiyorum...
O konuda sozcuklerimin yetersiz oldugunu cok onceleri farketmistim cunku...

Her neyse... Aslinda demek istedigim...
Agaci cicegi bocegi sevmek falan filan...
Hayatinizdaki kimi insanlar varliklarini agacsiz ciceksiz hatta corak topraklarla ve hatta hatta dikenlerle, camurlarla, kan, tukuruk -hatta balgam-, meni ne bileyim iste dunyanin turlu kiriyle kabul edeceginiz...
Hatta bu eyleme kabul etmek demeyeceginiz insanlar...
Bazilari gercekten oyle...
benim sahip olduklarimin sayisi cok az artmiyor -ki asla sikayetci degilim- ama azalmayacak da...
Gidis olsa kac yazar...
hani malca bi sarki var tam moron sarkisi
"sen bende ben olursem olursun, sen olursen ben zaten olurum"
aynen oyle bi sey ama bu gercek, yani bu malca degil...

Sadece bazen eller kollar bagli..
Sessiz..
O kadar..

Sevmekse baska bi sey. Simdi anlatmayi denemek yuzyillardir insanlarin dustugu hatalara dusmek olur...
Anlatilmaz yasanir (evet iste bu malca :P )


*********************************************************************************

eskilerden çıkıp gelmiş dokunaklı kelimeler...
"ilk okuduğum an dün gibi hafızamda" demek isterdim...
ama okuduğum her an, ilk okuduğum ana eşit...
senkronize ilerlesin dileklerimiz ve kurtuluşlarımız...
içimde derin bir sızı yardım dileniyor hissettirmeden...
hiçbir şey yokmuş gibi...
usul usul bakışmalar...
yanılmak bazen kurtulmak demek...


Senkronize
ilk kez yanılt beni!

şimdi ben burada, kan çanağı gözlerle,
- ki uyku girmedi gözlerime bütün gece! -
ve sen sanki orada bir yerlerde...
benimle senkronize...
yazacakmışım, okuyacakmışsın...
karşılıklılık esasına dayayacakmışız sırtımızı...
ne alaka?
ama zaten orada bir yerlerdesin ya da burada bir yerlerdesin;
dolanıp duruyorsun işte ortalıkta...

bana ettiğin dualar boşa gider, biliyorsun..
tıpkı annemin ettikleri gibi...
hani tanrıyı da aşkı da insan kendi yaratıyormuş ya,
ikisi de önce verip sonra acımasızca alıyormuş ya...
hangi kitapta okumuş,
birbirimize bakıp öyle susmuştuk sonra?
tanrı bana ne verdi ki neyi geri alıyor anlamamıştım o zaman da...
sanırım beyinsizim...

ve aşk...
minel aşk...
öyle mi?
verdiği küçük kaçamak, sanrı heyecana canımı kurban ettim sanki.
inanmak, inanmak, inanabilmek için kendimi harap ettim.
hoyratça tükettim sanki...
"evet, bu kez yanılmıyorum.”

ve sen, içimdeki paranoyağa bir şey söyle!
beni rahat bırakmıyor, iyi bir ebeveyn değilim.
sanırım babama çekmişim.

büyük gün!
“O Gün”, büyük gün!
en güzel hikayem,
en boktan kabusum,
en sıradan birkaç günüm,
en büyük yalanım,
en anlamsız kaosum,
en çapraşık ruh halim,
en pahalı donum,
en sıcak salya sümüğüm,
en sevimli adamım,
en korkunç canavarım,
en tutkulu aşkım....
hangisiyim?
hangisiyiz?
kendimi dinlemeye bile yetecek mi kulaklarım?
Tanrı'm bana takat ver,
sabır ver
ve
ilk kez yanılt beni...

Didem Akın

1 yorum:

Nisa dedi ki...

Sen anlat ben ava aval bakayım, kendimi hiç özel hissedemeyip tüm insanların o derin ve korkunç huzursuzluğuna dalayım. Kimleri ne çok sevmişsin/seviyorsun. Kıskanıyorum ulan!