Cuma, Kasım 16, 2007

gülegüle

çok acayip. bir sürü ölüm gördüm 7 yaşımdan beri. çok yakınlarımı kaybettim. ama üzülmekten başka, en kendimi inandıramadıklarım hep arkadaşlarım oldu. ilk önce neredeyse beraber doğup büyüdüğüm bir arkadaşım lösemiyle saçlarını kaybetti. ben de onu kaybettim sonra. aradan zaman geçince ortaokulda dayak yemesin diye korumaya çalıştığımız bir arkadaşımın vefatını öğrendim. bugün, lisede aynı sıralarda oturup, aynı adamlara gönül koyduğum, aynı havayı soluduğum, çok sevdiğim çok güzel canım arkadaşımın artık olmadığını öğrendim...
hissettiğim şaşkınlıktan çok anlamsızlık... anlam verememezlik... nasıl bu kadar erken ve bu kadar çok. o kadar küçükler ki. neredeyse benim kadarlar. o kadar küçükler ki benden daha fazla yaşayamadılar... bu çok canımı yakıyor işte... gerçekten anlayamıyorum... yılın en kötü iki ayı, ekim ve kasım ayları... bu iki ay bana hep ölümü hep ölümün bitmek/geçmek bilmez tazeliğini hatırlatıyor. kendimi gri hissediyorum. kahverengi bile değil...
ne yapmalıyım bilemiyorum... bu hissettiklerim üzerine konuşamıyorum... aslında deniyorum... birilerine haber vermeye çalışıyorum ama öldüklerini söylemekten bir adım ilerisine geçemiyorum... her şeyi her zamanki gibi geyiğe vuruyorum... böyle durumlarda kendime inanamıyorum, iki yüzlülüğüme...
içimdekileri söylememem için ne gibi bir sebebim olabilir? herkesten uzakta duruyorum sanki... o'ndan bile... tek başıma bir kum tepesinin en ucunda duruyorum, herkes aşağıda, o da aşağıda bana bakıyorlar, beni önemsediklerini sevdiklerini söylüyorlar ve ben onlarla konuşamıyorum ne saçma... aklımda kaybettiğim arkadaşlarımın yüzleri... aklımda biz... bizim dışımızda hiçkimse yokmuş gibi... kafam öyle dağınık ki...

Hiç yorum yok: