Salı, Kasım 27, 2007

boğum


"rue charlot" haddinden fazla anlamli bir resim sanki. stencil graffiti dedikleri olayın güzelliğiyle bu tabelayı birleştirmek... belki de benden başka kimse etkilenmeyecek. üzerime alındığımdan olsa gerek... her neyse...

çok sıkılıyorum. ama öyle bildiğin şımarıklık sıkıntısı değil. beni öyle boğuyor ki zorunlu olarak çevreme yerleşmiş güruh. aynı soruları sorup durma merakları, aynı "sohbet etmek zorundaymışız" duruşları, aynı "aslında ne kadar da iyi anlaşıyoruz" gülümsemeleri -ki bu gülümsemelerin samimi olduğunu iddia etmek ancak mizah duygusu güçlü birilerinin yapacağı bir iş olurdu-, her gün kurulu bir oyuncak gibi "birlikte" aynı hareketleri tekrarlamaları, oturdukları sandalyeyi bile değiştirmenin sohbetin akıcılığını (?) bozmasına cesaret edememeleri, bir de hepsinin içine seni çekmeleri/bunun için çabalamaları ne korkunç...

gerçekten anlayamıyorum, insan neden birbirinin aynı olan günler yaratmaya çabalar bu kadar? yani mesela bir gün olsun değişiklik olsun diye sinir olduğunu gizleme, açık açık kavga et alttan alta laf sokmayı deneyeceğine... bir kez olsun yüzündeki sahte gülümsemeyi sil nasıl hissediyorsan öyle devam konuşmaya... ne bileyim ya da gülümse ama bir kez içten gülümse, seçkin görünmeye çalışma, kendin gibi olmayı dene, bir kez olsun şu adam bizi dikizliyo "üff çok süper ya vücutlarımız" moduna girme de otur oturduğun yerde...

ya d ayokmuş gibi davran. sus, ses çıkarma. öyle durmaya devam et. ben sen ve sen ve sen ve sen ve diğerleri de yokmuş gibi davranayım. bir tek günümü size katlanma enerjisi bulmaya çalışmakla harcamayayım...

boğuluyorum!
buradan çıkmak için aradığım yardımı da bulamıyorum...
cidden boğuluyo olmalıyım ki durduk yere gözüm şişiyo boğazım ağrımaya başlıyo kusuyorum durduk yere... düzelemiyorum... nefretten başka bir şey hissedemeyeceğim anın yakınlığından korkuyorum... bundan kesinlikle korkuyorum...

3 yorum:

Nisa dedi ki...

Gülüyorum abicim ben. Bak bugün akşam olunca gülebildim ama gülüyorum. Şunu düşün mutlu ol -Ferdi Tayfur'un dizeleriyle; "beni düşün mutlu ol"-: Zorunlu ilişkilerimiz haricinde almıyoruz yapay güzelleri içimize. Çünkü sevmiyoruz, çükü düzlemimizin anasını bellemelerini istemiyoruz, çünkü biz gerçek insan seviyoruz. Böyle lan bu.
Bi de seni seviyorum ben.

sherlotte holmes dedi ki...

doğru.. zorunlu ilişkiler de yok bu kapının dışında..

seni sevdiğimi cümle aleme ilan edip kem gözleri aramıza düşürmeyeyim diye bi şey demiyorum diğer hususta..

şu ki; var ol nisa hanım!

disconnectus erectus dedi ki...

farkında olmak, insanı öldürüyor... onun, bunun, şunun, kendinin, çelişkilerin farkında olmak ve olnardan kaçamamak..."insanın kendini önemsemesi, kendinin kiralık katili olması demektir".