Pazartesi, Ağustos 20, 2007

nefret

şimdi şunları düşün...

herkes ondan bundan nefret ettiğini söylüyor, sadece hoşnut olmadıklarına dahi "nefret" duyduğunu sanıyor. sen de o herkese dahilken birgün gerçekten nefret etmenin ne demek olduğunu öğreniyorsun. nefretin çok beter şeyler diletebileceğini, karşındakinin hayatıyla birlikte kendininkini de karartabileceğini, bu duygunun varlığının hatırlatılmasının seni karanlık bir kuyuya sürükleyebileceğini öğreniyorsun.
ve nefretin sandığın kadar çok kişiye hissedilemeyeceğini...
hayatın nefret ettiğin birinin iğrenç gölgesinin altına giriyor o andan sonra. işte o andan sonra sen öğrendiklerinin tamamını hissediyor, görüyor, yaşıyorsun...

sonra çok güzel geçen bir akşamın sonunda "Nefretin"in karşına geçip, gözlerini hayatının üzerine diktiğini, muhtemelen saatler boyu hayatını dikizlediğini, o zamana dek hissettirdikleriyle yetinememiş olmanın yüzsüzlüğüyle varlığının seni daha da içinden çıkılmaz bi mutsuzluğa sürüklemesi için çalıştığını görüyorsun. "Nefretin"le göz göze geldiğin o dakikada...
o dakikada sadece nefretini korkunun arkasına saklıyorsun...

sonra o güzel akşam, o güzel akşamı içine alan o güzel gün, o güzel hafta, aylar ve yıllar... o güzel ömür bir anda karanlığa dolanıyor... sen hatırlamadığına, düşünmediğine, üzülmediğine, korkmadığına, pişman olmadığına ikna olmaya çalışıyorsun. gidip kafasına sıkmak isteyip de bunu beceremediğine, hareket bile çekemediğine, sadece ve sadece oradan hızla gidebildiğine yanıyorsun...

ne hissederdin?

ben nefretimin beynime ve kalbime sapladığı dikenleri hissettim...
bundan sonrasının olmasını istemediğime, bundan sonra devam edecek onca zamana karşılaşmanın korkusunu sürmek istemediğime iyice ikna oldum...
çekip gitmek iyidir bazen...
korkaklık kadar iyidir...
o kadar...

5 yorum:

ruki dedi ki...

korkaklıktan öte bişi bu.. bazen tüm cesaretini toplayıp, nefretinle yüzleşirsin. ve yüzleşme öncesinde tüm söyleyeceklerini hazırlarsın. ama nefretinle gözgöze kaldığında tek kelime edemezsin.. hani yine sessizce çekip gidersin..

kimbilir belki daha günlerce, aylarca, yıllarca hayıflanırsın. söyleyemediklerin için kendine kızarsın. ve daha çok nefret edersin..

hani o sözünü ettiğin gerçek nefret var ya, ne yazıkki onla tanışanlardanım ben de..

sherlotte holmes dedi ki...

bunun için üzüldüm...
nefret tanışması güç, taşınması ağır bir yük...

"denize dek ırmakdır adın..." dedi ki...

sevgili sherlotte
blogumun giriş sayfasına koyduğum osmanlıca-resim-yazıda şöyle yazıyor:
"nefretimin sonu yok
yok nefretimin sonu
sonu yok nefretimin
nefretimin yok sonu
yok sonu nefretimin
sonu nefretimin yok"

sherlotte holmes dedi ki...

sevgili "göz yaşı"

bu satırları tam da sonunun gelmeyeceğini anlamışken okumuş olmak biraz acıklı...

yine de hangisi daha kötü bilemiyorum bazen...
nefret mi
nefretin bitişi mi
nefretin bir türlü bitmeyişi mi...

bu duygu karmaşa ve kararsızlık sebebi...

ali dedi ki...

nefret insani bir duygu.sevgi kadar nefret de var. ben kendi adıma bütün duyguları çırılçıplak yaşamalı derim.
'gitmek' bahsine gelince, evet gitmeli. çünkü öekp gitmek alışkanlıklara karşı kendi sürecimizi yaratmak.