Perşembe, Ağustos 23, 2007

yaz

eskiden mektuplar yazardı.. genellikle tek sayfa, bazen iki ya da üç sayfa.. arkalı önlü.. çoğunlukla kurşun kalemle ve bastıra bastıra yazılmış.. sanki orada yazılanlar hiç silinmesin, hafızalarımız da silemesin filan gibi..
eskiden mektuplar yazardım.. sayfalar sürerdi.. böyle sanki yazınca içimdeki duygu karşı tarafa daha rahat geçermiş gibi..
mesela bi defterimiz vardı - ki hala var- içine iyi ya da kötü bir sürü şey yazardık.. ilerde çocuklarımız bizi daha iyi anlasınlar diye.. artık yazmıyoruz ama.. neden yazmıyoruz bilmiyorum.. sadece dönüp dönüp okumaktan çok keyif alıyorum..
ben içimdeki aşkı keşfetmiş fakat itiraf etmemişken, bütün mesajlarını yazardım.. tek kelimelik mesajlarını da.. ne biliyim manyakça bi şe.. şimdi silmiyorum mesajlarını hala.. hatta yazıyorum bi kısmını hala.. sonra okuyorum mutlu oluyorum.. ayrıca bu gibi şeyler arşivleme yeteneğimi de güçlendiriyor :)
defterimiz..
defterimize geri dönmeliyiz..

3 yorum:

"denize dek ırmakdır adın..." dedi ki...

bu mektup meselesi benim çok arzu ettiğim fakat bir türlü gerçekleştiremediğim bir şeydir. üniversiteye gittiğim ilk yılda kardeşimle böyle bir şey yapmaya kalktım ama beceremedik pek. birlikte kaldığım insanlar biraz da garipsediler. mektuplarda ne bileyim ayrı bir tad oluyor. bakıyorsun saklıyorsun. sahi kardeşimle o mektupları ne yaptık biz? bir yerlerde duruyor olabilir... yo hatırladım şimdi yakmıştım onları... ama üzgün değilim... onu da söyleyeyim...
sevgiyle...

sherlotte holmes dedi ki...

çocukluğumdan beri aldığım bütün mektupları saklıyorum...
yazdığım ve yollamadıklarımı da...
yazdığım ve fotokopisini sakladıklarım da...

mektuplar saklanmak için sanki...

hele de yakmak...

fotoğrafları da yakamam ben. kolay kolay yırtamam da...
haksızlık gibi geliyor, kendine yapılan haksızlık gibi...

sadece bir kez yırttım bi fotoğrafı...
pişman değilim ben de:)

ali dedi ki...

konu başlıkları; 'sensizliktan sana mektuplar' ya da 'günahkar çocuğun özlem mektupları' olabilir. bunlarla yetinmez üst başlık bulursunuz; 'sancılı rotanın seyir defteri'
defter mi? hemen orada duruyor: 'her şey defteri iki'
bir mi? galiba o ismi 'öykücü' nün defterine koyan bendim.