Pazartesi, Ağustos 13, 2007

kırış kırış

aklımda bir sürü cümle var. fakat öyle uzun zamandır oradalar ki hepsi küf kokuyor...
aslında kurduğum/ya da beklettiğim bu kadar cümlenin doğrudan bir muhattabı yok. sadece cümlelerin seyredeceği yol nereye doğru olmalı onu bilemiyorum. ve hatta şimdi dönüp bakınca bu cümlelerin hepsi ne kadar anlamsız...

ne değişti bilmiyorum ama kendimi dünyadan uzak hissediyorum. dünyadan, insanlardan. yani ben yanlarındayım ama onlar benim yanımda değil gibi saçma salak.
ilk önce onlar gittiler. geri döndüklerindeyse yanımda olmalarını istemedim. işin kötü tarafı şu ki ne onlar gittiklerini farkettiler ne de benim dışımı hava su ve duygu geçirmez bir folyoyla kapladığımı... boğulmuyorum. bu folyo ne dar ne de bol. tuhaftır, içinde oksijen olmamasına rağmen buna ihtiyaç da duymuyorum. tek problem dışımı saran bu gri ve parlak yüzeyden kurtulamıyor oluşum.
aslına bakarsan hiçbirine ihtiyaç duymuyor olduğumu söyleyişim yalan. iyi bir yalancı olmama rağmen bunun yalan olduğunu bilecek kadar da kendimin farkındayım. acaba kimse benim farkımda mı bunu merak ediyorum.
değiştiğimi söylüyorum. değiştiğim tek nokta sevdiklerime duyduğum ihtiyacı göstermekle ilgili tereddüte düşüşüm. sevilmeye duyduğum ihtiyacı gizlemeyi iyi becerdiğim muhakkak fakat...

kendime karşı samimi olmadığım yazdığım her cümlede satır satır görülüyor işte. belki şimdi bu postu yazana dek de farkında değildim ama şimdi görüyorum ki bunlar sanırım kurduğum en dürüst cümleler... peki bu kadar açık olmalı mıyım? sanmıyorum...
problem dışımı saran folyodan kurtulup kendime sarılmayı becerebildiğimde çözülecek...
ben eskisi gibi olacağım ve onlar da...

biliyorum, tamam hepsi geçecek...



....



aslında içinde bulunduğum ruh halleri arasındaki bu uçurum beni zaman zaman ürkütüyor... bir gökteyim bir yerin yedi kjat dibinde... bu ciddi bir probleme mi dönüşmeye başladı bilmiyorum... iyi miyim kötü mü emin olamıyorum bazen... ama iyiyken de kötüyken de içimde bitmek bilmeyen sebepsiz garip ve kokuşmuş sıkıntı...

biliyorum, tamam hepsi geçecek...

geçmese bile kime ne...

3 yorum:

Nisa dedi ki...

İhtiyaç duymacak kadarsın. Küçücüksün ve kocamansın. Şİmdi sesin kulaklarımda ve güzel bu. Ama sorun şu ki bir mesafe oluyor bazen, eskiden olmayan. Yazınca sidiriyor mesajımı misal. İçtekiler değişmiyor da yüzeye çıkan değişiyor sanki. Korkuyorum da ama içtekilerin değişmiş olmasından, değişebileceğinden.

sherlotte holmes dedi ki...

korkuyorum içtekilerin değişmiş olmasından...
gördüklerim ve bildiklerim aynı da içtekiler...
ah onlar...

geçicek, hepsi geçicek...

ben eski ben... folyoyu yırtıyorum yavaş yavaş... hızlıca dönemiyorum kendime ama ben yine ben... ben, "ben" olacağım yine bi zaman biliyorum...

benim buna sabrımla "ben yapanlar"ın buna sabrı paralel olsun diliyorum...

ali dedi ki...

yıllar önce bir roman okumuştum. hayatım değişmemişti ama bundan sonra roman okumanın manası kalmamıştı.
tam iki yıl..
her şey okudum ama roman okumadım.
ve bir gün okudum iyiki de okudum.yoksa bu cümleyi size söyleyemezdim: ben'i anbean başka biri yapan şu hayatta başka biri olmamaya çalışmak ne boş bir iyimserlikti.
yürünen yol yoruyor elbet.
aldırmayın derim.her yerde böyle.