Çarşamba, Temmuz 25, 2007

seçim sonuçları

aslında bu konuda bir şey söylemek istemiyordum ama tutamadım kendimi...

oyumu akp'ye vermedim, vermek istemedim ama chp ya da mhp'ye de vermedim tıpkı akp'ye vermek istemediğim gibi onlara da vermek istemedim. bunun dışında bağımsız bağımlı dediklerine de vermedim tıpkı az öncekiler gibiydi sebebi... açıkçası beni temsil edebileceğine inandığım ve meclise girme olasılığı yüksek olan hiçkimse yoktu oy pusulası üzerine, ben de kötünün iyisini seçmek istemedim. ya da biri gelmesin diye oyumu hiç istemediğim halde bir diğerine vermek istemedim... bunlar bana kendime haksızlık gibi geliyor...

oyumu vermedim ve değişen ne oldu? şimdi temsil ediliyor muyum? o halde oy vermemin mantığı nedir? tüm bu soruların cevabı benim gurur duymama ya da pişman olmama yarıyor mu?
hiçbi şey değişmedi... temsil edilmiyorum hala... oy vermemin mantığı kendi kendimi temsil edebildiğime inanmakta... bunlara rağmen kesinlikle pişman değilim... hatta kendimle gurur duyuyorum kendimi mecbur hissettiğim için herhangi birinin peşinden sürüklenmek zorunda hissetmedim...
oy vermiş olmaktan ve oy verme biçimimden kesinlikle bir rahatsızlık duymadığım gibi, seçim sonuçlarından kesinlikle memnun değilim. yine de verilen tepkileri anlamsız buluyorum... sistem oy çokluğuna dayanıyor ve bunu memnuniyetsizlikle de olsa kabul ediyorum... reddetmek komik geliyor... kabul ettiğim "biçim"le istemediğimin sunulma olasılığını zaten çoktan kabullenmiş oluyorum...
neticede ne olursa olsun demokrasiye inanan ve yakın zamana kadar bunu şiddetle savunan bir milletin seçim sonuçlarını inkarını, şaşkınlığını ya da suçlamalarını da doğru bulmuyorum. demokrasi mi? buyrun işte... artık seçen seçilen gören görülen çok açık... siz ne kadar konuşursanız konuşun olan oldu... artık güdülmekten kurtulup mevcut durumu ve hataları değerlendirmek gerek...

bir öcünün varlığına inanmıyorum ama kendini kral sanan ve belli bir kesim üzerinde neredeyse yıkılamaz bir iktidar kurmuş birilerinin varlığına inanıyorum... yine de olası öcüleri ve kralları sevmiyorum...
özgür olmak gerek, farklı düşünüyor olmayı da hazmedebilmek gerek...

ben sadece insanları seviyorum. önyargılarımdan sıyrılmış olarak ve yüksek bir krediyle başlıyorum her diyaloğuma... sevmek için sevmiyor olmaktan daha çok sebebim var...
benim için doğru olan, felsefemin temelinde yatan budur... ama bunu temsil eden/edebilecek olan kimseyi göremiyorum... nefreti bir kenara bırakmış ve sevgiyi temel alan bir tek kimse yokken beni kendimden başka kimsenin temsil edebileceğine inanmıyorum...

bu durumda sonuç ne olursa olsun beni tam olarak mutlu edemeyecekti. belki şimdikinden daha mutlu olacaktım ama yine de olmayacaktı. aynı nefretin farklı şekilleri içinde tuhaf bir karanlığa sürükleniyoruz, öyle ya da böyle şu an sadece hayatta kaybetmemeyi diliyorum...

bu sözlerimden kime ne?
sadece "bana" ne...

sevgiler saygılar esenlikler efenim :)

Hiç yorum yok: