Çarşamba, Temmuz 11, 2007

imparator?!?

bu haber radikal'den, çok güzel özetliyor işte her şeyi...
insanlar aynayla bile göz göze gelmiyorlar sanırım, her şey oyun hala...



'İmparator' oy peşinde

'İmparator' oy peşinde
Genç Parti'nin İstanbul 3. bölge adayı İbrahim Tatlıses Silivri ve Çatalca yönündeki seçim turunda 'ezilen'lerin ellerini öptü, yanaklarını sıktı. 'Dokunulmaz'lıkla ilgisi alakası olmadığını açıkladı.
Genç Parti'den milletvikili adayı İbrahim Tatlıses'in otobüsü yollarda 'Emekçi kardeşim, kamyoncu arkadaş. Ezilenlerin sesi, imparator İbrahim Tatlıses geliyor' anonsuyla geziyor. İmparator otobüsten 'ezilen'lere soruyor: 'Ar yu rediii?'

İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL O, sıkıca tutunduğu mikrofondan yol kenarında gördüğü inşaat işçisine "Sevgili emekçi kardeşim!" diye şiveyle seslenirken, otobüsün hoparlöründen de kaset kaydı bir türkünün girişi duyuluyor: "Van! Tu! Tri! Forro!"
Terden ıslak gömleğinin düğmeleri bütünüyle açık ve omzuna havlu dolamış haldeki Genç Parti (GP) İstanbul 3. bölge milletvekili adayı İbrahim Tatlıses, otobüsün ön koltuğundan imparatoru olduğu bütün 'ezilenlere' el sallıyor.
Ezilenler balkonlardan, araçlardan sarkıyor. Ve o tempolu türkü bu sahneye eşlik ediyor: "Ar yu redii?" (Hazır mısınız?)
"Klostro... Yav araba içinde kapalı kaldım. Klostro... Neydi o?" Tatlıses, ne olduğunu bir türlü çıkaramıyor. Zaten önemi yok; üzerinde 'Ben görevimi yaptım. Şimdi sıra sizde' yazılmış seçim otobüsü çoktan Silivri yoluna girdi bile.
Danışmanı, eski milletvekili Ahmet Ersin Gök'ün davudi sesi, keyfini yerine getiriyor: "Sevgili emekçi kardeşim, kamyoncu arkadaş! Bütün ezilenlerin sesi, imparator İbrahim Tatlıses geliyor! "
Tatlıses, seçim müziği olarak iki türküsünü kullanıyor. Gök, 'Senin pabucun dama' türküsü çalındıkça mikrofona sarılıyor: "Ezenlerin pabucu dama, ezilenler iktidara!"
Tatlıses'in otobüsün ön camından el sallaması, 'ezilen'lere ilaç gibi geliyor: İbo'yu görmek için araçlarından kafalarını çıkaranlar trafiği tehdit ediyor. Balkonlarından sarkanlar, evlerinden fırlayanlanlar, yola atlayanlar... 'Ağrı dağın eteğinde' adlı oynak türküden midir bilinmez, 'ezilen'lerde bir 'çığrından çıkma' hali beliriyor.
Tatlıses, oyunundan sonsuz haz almış bir çocuk gibi seviniyor, el çırpıyor, yerinde halay çekiyor, en sonu mikrofona sarılıyor. Oyunu yitirdiğini hissettiği anlardaysa yakası bağrı açılmadık küfürler ediyor. Örneğin "GP baraja takılacak" denildiğinde, basında partisine yeterince yer verilmediğini düşündüğünde, yahut bir arkadaşının kendisi hakkındaki demeciyle güne uyandığında... Öyle ki GP'li kadınların yüzü kızarıyor.

'İbo dayanışması! '
Silivri'ye bu havada girildi. İbocu 'ezilen'ler Tatlıses'i görmeye öyle hevesli ki şehir turu saatlerce gecikti. İbo birkaç kez otobüsten inip 'ezilen'lerin ellerini öptü, yüzlerine dokundu, yanaklarını sıktı. Silivri Meydanı'nda 200'e yakın kişi toplanmıştı. GP'nin son taktiği 'korsan mitinglerden' biri daha yapıldı.
Tatlıses otobüsün üzerinde, ezilenler 'yine' aşağıdaydı. İbo'ya özgü ağlamaklı ses tonu bu kez Uzan'ın hırçınlığıyla birleşmişti:
"Sizi karnı doymuş olan bilmez, ben bilirim. Çok kez aç ve işsiz kaldım. İçtiğim suyu seninle paylaşmıyorsam, sen de dudakların böyle çatlak, bana bakıyorsan, ben adam değilim! "
Polis, Tatlıses'in korsan mitingine fazla tahammül etmeyince Çatalca'ya doğru yola çıkıldı. Güzergâh üzerindeki Çanta beldesinde, Sanovel ilaç fabrikası işçilerinin grevi vardı. Asgari ücretle geçinen 190 işçi, sendikalı oldukları için işten çıkarılınca 34 gün once greve başlamıştı. Tatlıses, hazır kıta bekleniyordu. 'Ezilenlerin İbosu' işçi şapkasını başına geçirdiği gibi zaman zaman sol yumruğu kaldırıp, 'emekçi kardeşlere ' seslendi.
"Ben greve karşıyım" diye başlaması, sendikacıları biraz ürküttüyse de zararı yoktu. Ne de olsa 'ezilen'ler Tatlıses'e bayılıyordu; "Grev çok iyi bir şey değil. Ülkenin kalkınması için değil, kalkınmaması için yapılır. Biz grevi seven insanlardan değiliz. Ama emeğimizin hakkını söke söke alırız."
Tatlıses, sendikacı kıvraklığıyla türetilmiş "Yaşasın İbo dayanışması! " sloganlarıyla yola koyuldu. İşçi sınıfı pek mutluydu.
Sonunda Çatalca'ya varılıp otobüs GP İlçe Örgütü'nün önüne çekildi. Tatlıses, yine otobüsün üzerindeydi. Milletvekili maaşı almayacağına söz veriyor, üniversitelerin gençlere 'han kapıları' gibi açılmasını istiyor, dokunulmazlığa itiraz ediyordu: "Tatlıses, dokunulmazlık yüzünden milletvekillliğine soyundu diyorlar. Ben sarımsak yemedim ki ağzım koksun!"

Hiç yorum yok: