Pazartesi, Temmuz 02, 2007

bu adam

vaktiyle kendini böyle anlatmış bi adam var...
bu adam bunları söylediğinde 2005 aralık başlarıymış...
bu adam...
o kadar...



"1979 yılı, Mart ayının 18’inde; iddia ettiğini aksine gerekli elementlerin bulunduğu bir su birikintisine yıldırım düşmesiyle değil gayet normal bir şekilde Isparta’nın küçük ve sevimli kazası Uluborlu’da doğdu. Başlangıçta “Demir” olarak adlandırılmasına ve henüz 4 yaşındaki ablasının “Mustafaaaa olucaak!” itirazına rağmen tesadüfen ismi, kayalara da şekil vermede kullanılan bir alet anlamına gelen Aydemir oldu. Öğretmen anne babasının sayesinde ilk 4 yaşını Uluborlu Lisesi’nin kimya laboratuarından, kız öğrencilerinin kucaklarına kadar çok farklı mekanlarda geçirdi. 83 yılında ailesiyle beraber o da Mersin’ e tayin oldu. Burada henüz ilkokula başlamadan legolardan ilk “lazer kılınçlı robot” unu yaparak çeşitli otoritelerin dikkatini çekti. Bir başka büyük çıkışını da, bir uçak fuarında gördüğü tarım uçağının önünde saatlerce “ben bunu istiyorum, bana bunu alın!” diye ağlayarak yaptı. İlkokula başlayınca “efendi, ağırbaşlı ve zeki” payelerini almaktan çok büyük bir ilgiyle takip ettiği Conan adlı eserler dizisini artık okuyabilmesine sevindi.Aynı senelerde, sokağa hiç çıkamamasının da etkisiyle, oklavadan kılıç, tencere kapaklarından kalkan yapımını da geliştirdi. Ortaokul yıllarında her nedense “çok başarılı ve efendi” ödüllerini almasına rağmen yaşıtlarıyla iletişim kuramayıp, onlara kıl olduğunu fark etti ancak bu durumu lise yıllarında lehine çevirebildi. Bu dönemde sanatçı folklordan tiyatro oyunculuğuna, TRT Genç Haber’ de muhabirlikten müzik grubu kurmak için çabalamaya kadar pek çok görevde bulundu. Kaderin isli puslu yollarının takiben ODTÜ Makine Mühendisliğini kazandı ve aynı kaderin linç girişimlerine rağmen de mezun oldu. Ancak bu karman çorman dönemde 2003 Mayıs’ında “kader müşteri hizmetleri”nin yaptığı bir yanlışlık sayesinde hayatının kızıyla tanıştı ve 2004 yılının Mart başlarında bunu fark ederek kendisine bildirdi böylelikle her ikisi için de acı dolu aşklar devri kapanmış oldu. 2005 yılının Ekim-Kasım aralığında YALINAYAK edebiyat dergisiyle tanıştı ve derginin “manyak sapık ruhlu katil yazacak adam” kadrosundaki açık sayesinde edebiyata olan ilgisini geliştirme fırsatı buldu. 2007 yılında hayatının kızıyla yaptığı aşk evliliği yazarı pek çok olumlu açıdan etkiledi. Sözgelimi yazdıklarını bulabilmesi kolaylaştığı gibi başka başarılı bir yazarla yakinen çalışma fırsatı yakaladı. 2010 yılında çiftin ilk çocuklarının doğumuyla yazar, Yalınayak’ ta görme şansını yaşadığı başarıyı grafik-roman alanında da yaşayabildi. 2013 yılında eşiyle beraber uzun soluklu polisiye gerilim romanı “ İletişim Kuramları” nı yazmayı tamamladı ve aynı sene “çok satamasa da, dilden dile çevrilmese de okunanlar” listesinin en üst sıralarına kadar yükseldi. 2014 yılında ikinci çocuklarının doğumuyla yaşadığı sevinci anlatan “ Yihuuuu!” adlı eseri, edebiyat çevrelerinin ağı eleştirelerine rağmen aile içinde çok sevildi. 2025 yılında uluslararası bir edebiyat organizasyonun davetlisi olarak gittiği seminerde, “ Lan azcık hayalgücü katıyoruz işte, kime ne zararı var!” başlıklı konuşması büyük ilgi uyandırdı. 2112 yılında hala yaşamakta, yazmakta ve okunmakta olduğunu sanan yazar aslında Cennet’ in güneyinde sevimli, sıcak bir beldemizde ikamet etmektedir. "



sonradan gelen not:

bu yazı sayın baydemir tarafından yalınayak'ın internet sayfasına konmak üzere hazırlanmıştı. muhtemelen şimdilerde varlığını bile hatırlamıyor kendisi. olsun :)


burada anlattığı planlarına göz atınca çıkardığım sonuçlar şunlar...


hedeflerine küçük rötarlarla da olsa ulaşıyor -2007 diil ama işallah 2008 :)

sonracıma bi şeyi istiyosa mutlaka ulaşıyo... mesela tarım uçağının önünde durup bana bunu alın diye ağlıyo, baktı kimse almıyo, kendisi yapmaya karar veriyo... son 4-5 aydır bu planını hayata geçirmek üzere çalıştığını söyleyebilirim :)


sonraki aşamada gerilim romanımız var "iletişim kuramları" :)


3 yorum:

Sevgi Küçük dedi ki...

:D allah yüzünü hep güldürsün e mi çocuk? bütün gerilimimi aldın. aslında senin yazmadığın ve benim hatırladığım o kadar çok hikaye var ki...mesela "bu ne yaa? ben böyle kardeş sipariş etmemiştim! bana ne yaaa..bunu çöpe atıp yenisini yapın!" diye tepine tepine ağlamam. aslında iyi ki atmamışlar. yoksa senin gibi harika bir kardeşim olmazdı. gururum benim!
şimdi bir de kız kardeşim olacak ki çevremdeki kızkardeşlerde hep özendiğim "alışveriş yapalım mı?" "ay yeni bir grup çıkmış, solisti gördün mü?" ya da "bak bu tatlı tarifini yeni öğrendim ablam, sen de yap" şekindeki muhabbetleri onla yapabileceğim. :)
mutluluğunuzu ve mutluluğumuzu allah bozmasın.

sherlotte holmes dedi ki...

ben ağlarım ama baştan söyliyim..

çok teşekkür "ederiz" :)

ali dedi ki...

'bu adam' a selamlarimizi iletin lutfen..
ayrica yengeye de cok selam.
cocuklarin gozlerinden operiz.
:)